Gebelikte Cinsellik
De Lee, 1934' te yazdığı The Principles and Practice of Obstetrics adlı kitapta, gebelikte cinsel ilişkiyi yasaklamak için dört neden saymaktadır.
1. Düşük tehlikesi: Penisin servikse yapacağı etki ile oluşabilir
2. Sinirsel şok: Sinir enerjisine zaten çok yüklenilmiş olan kadında şok oluşabilir.
3. Hayvansal içgüdüyü izlemek: Hayvanlar içgüdüsel olarak gebelikte çiftleşme yapmazlar.
4. Enfeksiyon riski: Özellikle ilk üç ve son üç ayda fazladır.
Bu öneriler yıllarca gebelikte cinsellik konusunda hekimlerin taşıdığı düşünceleri özetlemektedir. Prof. Dr. Ş. Çanga ve Prof. Dr. İ. Önder 1977 tarihli Propedötik(Kadın-Doğum) adlı kitaplarında gebelik sırasında cinsel ilişkinin sınırlandırılmasının doğal olduğunu, zaten gebede cinsel ilişki arzusunun ileri derecede azaldığını, kadının bütün ruh ve hayal alemi ve organizasyonu ile kendini taşıdığı çocuğuna verdiğini belirtmektedirler. Yazarlar, öyküsünde mükerrer abortuslar bulunan kadınlarda cinsel ilişkinin bütünüyle kesilmesi gereğini vurgulayarak, bu kadınlarda ilişkinin mekanik olarak ya da genital organlarda oluşan hiperemi nedeniyle abortuslara neden olabildiğini söylemektedirler. Ayrıca doğumun başlamasından önce yapılan cinsel ilişkinin puerperal enfeksiyonlara zemin hazırladığı belirtilmiştir. Bu nedenle gebeliğin ikinci ayından başlayarak cinsel ilişkilerin ileri derecede sınırlanması ve doğum öncesi 6 haftadan başlayarak bütünüyle kesilmesi önerisinde bulunulmuştur.
Ek bir etmen olarak semende prostaglandinlerin varlığının gösterilmesi gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili sayılan yasaklayıcı nedenlere "prostaglandinler erken doğumu başlatabilir" gerekçesinin de eklenmesine yol açmıştır.
Yıllar boyunca gebelikte cinsellikle ilgili yaklaşımlar, bilimsel verilere dayanmaktan çok geleneğe dayalı standartların sürdürülmesi biçiminde olmuştur. "Her gebe için uygundur" yaklaşımı bireysel ilgi değişkenliğini, fiziksel rahatlığı ve olguların gerçek deneyimlerini dikkate almamaktadır. Hekimler ve sağlık hizmeti veren diğer çalışanlar bu konuda bilimsel verilere sahip oldukça, bebek bekleyen çiftlere yanlış bilgi gidişi azalacaktır.
Gebelikte Cinselliğin Fiziksel Yönleri
Bilindiği gibi gebelikte belirgin fiziksel değişiklikler oluşmaktadır. Gebelikteki normal fizyolojik değişiklikleri gözden geçirdiğimizde bunların çoğunun gebe kadının cinselliğini dile getirmesini engellediği dikkati çeker. Örneğin erken gebelikteki bulantı-kusmalar, gebenin sıklıkla hissettiği halsizlik ve yorgunluk olumsuz etmenlerdendir. Üçüncü üç aylık dönemde beden değişikliklerinin artmasının yanında öne çıkan yorgunluk hissi nedeni ile kadın açısından cinselliğin söylenmesi beceriksiz ve rahatsız edici durum alır.
Kadının arzu ettiği biçimde cinsel yanıt vermesini engelleyen diğer etkenler mide yanması, idrar yapma isteği, kabızlık, fetüsün hareketleri ve bel ağrısıdır.
Gebeliğin erken dönemlerinde hormonal ve damarsal değişikliklere bağlı olarak memeler duyarlılaşmıştır. Bu durum cinsel yakınlaşmada olumsuz bir etken olabileceği gibi, ileri gebelik haftalarında orgazmla birlikte süt salınımının ortaya çıkabilmesi hem gebe hem de eşi açısından rahatsızlık verici bir durum yaratmaktadır.
Gebelikteki genital organlardaki artmış angorjman durumu cinsel uyarı sonucu daha da belirginleşir. Bunun sonucunda post koital kanamalar daha fazla görülecektir. Vazokonjesyonun neden olduğu dolgunluk hissi orgazmdan sonra da sürebilir ve rahatsız edici olabilir. Aynı biçimde vajinal salgılar da gebelikte artmıştır ve cinsel uyarılma ile çok daha belirgin olur.
Yapılan bir çalışmada gebelikte cinsel davranışlarını değiştirme gerekçeleri arasında kadınların %46'sı bedensel rahatsızlığı belirtmişlerdir.
Gebelikte Cinselliğin Psikolojik Yönleri
Cinsel istek ve cinsel işlev pek çok çevresel, kişiler arası ve kişinin kendine özgü etmenlerden etkilenmektedir. Cinsel performansı bilgisizlik, öfke, korku ve çeşitli olumsuz tutumlar değiştirebilir. Gebelikte gebe kadın ve eşi cinsel açıdan stres altındadır. Gebeliğin son üç ayı içinde kadında cinsel istek yitimi olduğu ortaya konulmuştur. Bir çalışmada gebe kadınların %23'ü cinsel aktivitede azalma nedeni olarak cinsel ilgide düşüklüğünü göstermişlerdir.
Gebelik, kadında daha önce ortaya çıkmamış olan psikolojik çatışmaları açığa çıkarabilir. Çocukluktan kalma kardeşlerle ya da anneyle yaşanan rekabet anımsamaları, dişilik rolüne ilişkin kendi çatışmaları, kendi bağımlılık gereksinimine ilişkin çatışmalar ve eşine duyduğu karşıt düşüncelerin tümü gebede sorunlar yaratabilir.
Erkeklerde de eşleri gebe iken cinsel ilişki için istekte azalma görülebilmektedir. Bunun bir nedeni, erkeğin gebeyi uygun olmayan bir cinsel arzu nesnesi olarak görmesidir. Erkekler bu dönemde çok güçlü duygular yaşayabilirler. En başta eve gelecek yeni konuk babanın erkekliğinin canlı bir kanıtı olacaktır. Gebenin ilgisi eşinden çok bebeğe yöneldikçe bir çeşit kıskançlık ortaya çıkacaktır.
Gebelik iki birey arasındaki cinsel yönden gelişmede bir basamaktır. Çiftin ilgi düzeyleri aynı değilse biri öbürünü "çok talep edici" ya da "çok reddedici" olarak algılayabilir. Bu zor dönemde hekimin yol göstericiliği çok yardımcı olacaktır.
Gebelikte kadın yaşadığı bedensel değişiklikler sonucu "çekiciliğini" yitirdiğini düşünebilir. Bu durumda erkek, eşinin değişen fiziğinden çok ona duyduğu sevgiyi öne çıkarmalıdır. Yoksa kadında eşinin evlilik dışı ilişkilere yöneldiği hissi doğabilir.
Gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili olarak her iki eşte koitus sonucu fetüsün zarar görebileceği korkusu olabilir. Sağlık hizmeti verenler, eğer gebelikte koitusun sakıncalı olabileceğine ilişkin kanıt yoksa, bu korkuları gerekli açıklamalarla gidermelidirler.
Cinsel ilişki sıklığı:Bu konuda yapılmış çalışmalardan Masters ve Johnson' un çalışması ilk ve özellikle 3. ayda cinsel etkinlikte azalma olduğunu göstermektedir. Diğer 4 çalışma da gebeliğin sonlarına doğru cinsel etkinliğin azaldığını ortaya koymuştur. Örneğin bir çalışmada daha önce haftada 2-5 kez cinsel ilişki kuran çiftlerden gebeliğin ilk üç ayında cinsel etkinliklerini sürdürenlerin oranı %78 iken, 8. ayda %46'ya, 9. ayda ise %23'e düştüğü gösterilmiştir.
Cinsel ilgi ve orgazm: Nulliparlarda ilk üç ayda cinsel uyarılma ve performans etkinliğinde azalmaya karşı, multiparlarda çok az değişiklik olduğu;ikinci üç ayda ise cinsel uyarılma ve performansta her iki grupta da iyileşme saptandığı ileri sürülmüştür. Üçüncü 3 ayda cinsel ilgide azalma olduğu olguların çoğu tarafından ileri sürülmüştür. Bir çalışmada birinci üç ayda %28 olan ilgi azalmasının 9. ayda %75' e çıktığı görülmüştür.
Gebelikte orgazmla sonuçlanan koitus oranlarında giderek azalma olduğu saptanmıştır. Ancak bir grup kadın gebeliğin tüm evrelerinde orgazm şiddetinde artma olduğundan söz etmiştir. Genellikle gebeliği önlemeyi düşünmeksizin ya da gebe kalındığı bilindiği için oluşan rahatlık duygusu bazı kadınlarda gebelikte cinselliği daha haz verici duruma getirebilir.
Koitus Dışı Davranış : Gebelikten önce koitus dışı davranışları (mastürbasyon, orogenital seks gibi) olan çiftlerin çoğunun gebelikte bu etkinlikleri terkettikleri görülmüştür.
Gebelikte cinsel etkinliğin yerini alıp çiftin yakın birlikteliğini sürdürecek aktiviteler bir çalışmada ele alınmıştır. Buna göre yalnızca el ele tutuşmak gibi yakın bedensel temas bile bir gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Önemli olan çiftin bedensel ve duygusal birlikteliğini sürdürmesidir. Pek çok çift gebeliklerinde ilişkilerine daha farklı açılardan bakabilmekte ve koitusa dayalı olmayan yöntemler geliştirebilmektedir.
Davranış Değişikliği : Gebelik ilerledikçe cinsel ilişki pozisyonlarında da değişiklik olduğu ortaya çıkmıştır. Örneğin bir çalışma sonuçlarına göre, gebelik öncesi dönemde olguların %80 oranında kullandığı "erkek yukarıda" pozisyonu gebelikte önemli oranda terkedilmiştir. Üçüncü üç ayda "yan-yana" pozisyonu ve "arkadan yaklaşımla vajinal giriş" pozisyonu daha çok kullanılan pozisyonlar olmuştur.
Gebelikler sırasında cinsel davranışlardaki değişikliğin nedeni olarak kadınlar, %46 oranında bedensel rahatsızlığı, %27 bebeğin zarar göreceği korkusunu, %23 cinsel ilgi yitimini, %17 ilişki sırasında gebeliğin getirdiği "beceriksizliği", %8 hekimlerin önerilerini, %6 gebelik dışı nedenleri, %4 "çekiciliğini yitirdiğini", %1’i de hekim dışı kişilerin önerilerini ileri sürmüşlerdir.
De Lee, 1934' te yazdığı The Principles and Practice of Obstetrics adlı kitapta, gebelikte cinsel ilişkiyi yasaklamak için dört neden saymaktadır.
Bebeğin doğumu çiftin ilişkisini değiştirecektir. Çocuk bakımı yorucudur, yalnızca fiziksel değil duygusal enerji harcamasına da yol açar. Bebek genellikle anne babaya yakındır. Çift, bebek yakındayken koitus yapmaktan çekinecek, ayrı bir odada ise "ya ağlamasını duymazsak" kaygısına kapılacaktır.
Bebeğin her ağlamasında süt emzirmenin önerilmesi bu bağlamda olumsuz bir etken olacağı gibi bebeğin ağlamasıyla angorje ve duyarlı olan memelerden süt salınımı olduğu görülecektir.
Vajinal lübrikasyon (kayganlık) azaldığından disparonia ortaya çıkacaktır.
Doğum sonu dönemde 3-7 ay süreyle cinsellikte azalma bildirilmekte ise de loşianın azalmasıyla çoğu olgunun 2-4 hafta içinde cinsel etkinliğe başladığı anlaşılmaktadır. Bu kadar erken koital aktiviteye dönülmesi önemli komplikasyonlara yol açmamıştır. Ancak geleneksel olarak doğumdan sonra cinsel aktivitenin 6 haftalık lohusalık süresince ertelenmesi önerilmektedir. Bunun gerekçesi açık olan servikal kanaldan asendan yolla bir enfeksiyonun girişini önlemek ve vajinal-perineal dikişlerin açılmasına engel olmaktır. Bu dönemde perine cildi gergin ve duyarlıdır. Vajinadaki kayganlık eksikliğine karşı başlangıçta yapay bir kayganlaştırıcı yağ kullanılabilir. İlk birkaç hafta içinde cinsel ilişki dışı yakınlaşma cinsel etkinliğin sağlıklı bir biçimde yeniden yerleşmesinde çok yararlı olacaktır. Bazı kadınlarda doğum sonu dönemde depresif bir ruh durumu ortaya çıkabilir. Bu durum ayrıca tıbbi tedavi gerektirebilir.
Bebeğin her ağlayışında gece ve gündüz yalnızca emzirmeyle beslenmesi durumunda ve doğumdan bu yana 6 aydan az süre geçmişse, emzirme gebelikten korunmada oldukça etkili ancak geçici bir yöntemdir. Etkili korunmayı sürdürebilmek için adetler başlar başlamaz, emzirmelerin sıklığı ve süresi azaldığında, ek mamaya başlandığında ve bebek 6 aylık olduğunda mutlaka güvenilir bir kontraseptif yönteme geçilmelidir.
Çoğu kadın ve erkek vajinal doğumun vajinayı genişlettiğini düşünür. Ancak daha önce vajinal kaslar kullanılmadan hiç egzersiz yapılmadıysa belirli bir gevşeklik söz konusu olabilir. Dolayısıyla Kegel egzersizleri denilen perine ve vajen kaslarının kasılmasıyla yapılan egzersizler yararlı olur. Bu egzersizlerin temeli pubokoksigeus kasını kasıp gevşetmeye dayanır. Bu kas idrar yaparken tutmayı ve yeniden idrar yapmaya başlamayı sağlayan kastır.21:03 | | 3 Comments
Oral Seks ve Ağız Kanseri
Oral seks, ağız tümörlerine yol açabiliyor. Son yapılan bir araştırmaya göre insan papilom (meme başı gibi çıkıntılar yapan selim tümörler) virüsü ağız kanserine yol açabiliyor. Bilim adamları uzun süredir papilom virüsünün ağız kanserine neden olduğundan kuşkulanıyordu. İyi haber bu riskin çok küçük olması. Ağız tümörü her yıl 10.000 kişiden birinde görülüyor. Ve bu vakaların pek çoğu sigara ve içkiye bağlı olarak ortaya çıkıyor.
İnsan papilom virüsü (HPV) cinsel yolla geçen virüslerin en yaygını. Bu virüsün servikal kansere (rahim boynu kanseri) yol açtığı biliniyor. Bazı araştırmalar bu virüsün ayrıca ağız ve anal kanserlerine de neden olabileceğine işaret ediyor.
Fransa, Lyon'daki Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu'nda çalışan bilim adamları ağız kanserine yakalanmış l670 deneği, l732 sağlıklı denekle karşılaştırdı. Hastalar Avrupa, Kanada, Avustralya, Küba ve Sudan'da yaşıyordu. Servikal kanserlerde görülen HPV-l6 olarak bilinen virüs, ağız kanserlerinde de tespit edildi.
HPV-16 virüsü taşıyan ağız kanserli hastaların arasında oral seks yaptığını açıklayanların sayısı, tümörlerinde HPV-16 virüsü bulunmayan hastalara oranla 3 misliydi. Virüsün kanserlere nasıl yol açtığı konusunda kadın ve erkekler arasında bir fark saptanmadı.
Söz konusu araştırmanın sonuçları "Journal of the National Cancer Institute" isimli bilim dergisinin aralık sayısında yayınlandı.. Bu sonuçlar HPV ile ağız kanseri arasındaki ilişkiyi kesinleştirdi.
Jenital (cinsel organ) HPV enfeksiyonu çok yaygındır. ABD'deki 25 yaşındaki kadınların yaklaşık üçte birinde bu virüs mevcuttur. Bu enfeksiyonların yalnızca yüzde 10'u kansere yol açan türdendir. Bu virüsü taşıyan kadınların yüzde 95'i bu enfeksiyondan bir yıl içinde kurtulur. Ancak bu bile niçin bu kadar az sayıda insanda kanserin geliştiğini açıklayamıyor.
Bu son bulgular ağız kanseri tedavisini de kolaylaştıracak. Dolayısıyla virüs kaynaklı ağız kanserli hastalara antiviral ilaçlar vermek iyileşme olasılığını artırabilir. Bu arada önlem olarak aşı üzerinde çalışmalar yapılıyor. Aşıların ağız enfeksiyonunun yanı sıra jenital enfeksiyonlara da iyi geleceği umut ediliyor.
21:01 | | 1 Comments
"OKUL YAPTIRABİLİRİM"
YAPTIĞI ESPRİ NEDENİYLE DİYARBAKIRLILARI KIRAN DEMET AKALIN, KENDİNİ AFFETTİRMEK İÇİN, DİYARBAKIR'A OKUL YAPTIRABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ.
Geçtiğimiz günlerde verdiği konserde yaptığı espri nedeniyle Diyarbakırlıları kıran Demet Akalın, konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi.
Demet, toplantıda "Üzüntüden sabaha kadar uyuyamadım. 15 gün içinde Diyarbakır'a gidip, herkesten özür dileyeceğim. Memleketim Gölcük'e yaptırmayı düşündüğüm okulu da oraya yaptırabilirim" şeklinde konuştu.
Demet Akalın’ın basın toplantısına makyajsız katıldığı dikkatlerden kaçmadı.
17:10 | | 0 Comments
BEYAZ BU NE SİNİR?
ÜNLÜ ŞOVMEN BEYAZIT ÖZTÜRK, KENDİSİNE SORULAN AŞK SORULARINA SİNİRLENDİ.
Şimdilerde, manken Gamze Karaman ile gizli kapaklı bir aşk yaşadığı konuşulan Beyazıt Öztürk, önceki gece Arnavutköy’de bulunan Eftelya Balık Restoran’ında görüntülendi.
Beyaz, çıkışta kendisine Gamze Karaman ile aşk yaşayıp yaşamadığını soran gazetecilere "Ben size röportaj yapmayacağımı söylemiştim, ama siz bana gelip yine soruyorsunuz. Anlayışınızdan dolayı teşekkür ederim.' diye cevap verdi.
Sinirli olduğu gözlenen ünlü şovmenin, bu tavrına pek anlam veremedik!
17:06 | | 0 Comments
Beyaz Show'a rakip geliyor!
“Gülben Ergen’le Sürpriz” isimli programa konuk olan Gürgen Öz, yakın bir zaman sonra başlayacağı programın formatı hakkında bazı bilgiler verdi.
Farklı bir program yapacağını söyleyen Gürgen, “Konuşulmayanların konuşulduğu, sorulmayanların sorulduğu, keyifli, sakin bir program yapmak istiyorum” diye konuştu.
Bunca yıl konuşulamayan ve sorulamayanlar Gürgen’in programında mı ortaya çıkacak acaba? Malum, konuklar programlara çıkmadan önce çarşaf çarşaf ‘konuşulmayacak ve sorulmayacaklar’ diye liste hazırlayıp, sunucuya tutuştururlar! Kim bilir Gürgen belki de bu kuralı bozar!
Talk- Show denilince akla gelen ilk isim olan Beyaz’a rakip olmaya hazırlanan Gürgen’in, programı hakkında verdiği bilgileri izlemek için butona tıklamanız yeterli.
17:03 | | 0 Comments
The best of Haydar DÜMEN (7)
Soru: Nişanlımın cinsel organı çok büyük, ne yapayım? Soru: Sanal seks nasıl yapılıyor? Soru: Kızlık zarım esnek mi? Soru: İlişkiyi düşündükçe midem bulanıyor Soru: Mastürbasyon yapmak kızlık zarını bozar mı?
Yaşına ne olmuş ki? Aslanlar gibi yaştasın. Erkekliğin doruğundasın. Bu yaşlarda torunlar falan da olduğundan kadınlara gözün takılırsa biraz sakıncalı olur.
Soru: Sayın Haydar Hocam. Öncelikle bizleri bilgilendirdiğiniz için size teşekkür ederim. Ben 60 yaşındayım ve cinsel ilişkiye çok düşkünüm. Bu yaşıma rağmen yolda yürüyen kadınlardan gözümü alamıyorum. Sizce bu yaşıma göre bu hareketlerim normal mi? Saygılarımla. Rumuz: Kosacı
Yanıt: Sevgili okurum, yaşına ne olmuş ki? Aslanlar gibi yaştasın. Erkekliğin doruklarındasın. Amma velakin işte doktorum ya aklımıza da bazı sorular takılı veriyor. Sayın okurum, tansiyonun nasıl? Ne iş yapıyorsun, emekli misin? Yani tuzun kuru mu? Çünkü bu yaşlarda torunlar falan da olduğundan yoldan geçen kadınlara gözün fazla takılırsa bu biraz sakıncalı olur. Yine böyle durumlarda bizim aklımıza damar sertliği gelir. Damar sertliğinin beyindeki ilk işareti de biraz aldırmazlık, fren tutmazlık demektir. Erkekliğine lafımız yok ama yoldan gelen geçenlere senin yaştakiler frensiz bakarlarsa, gençler de o kadınlara frensiz toslayabilirlerse kendilerini savunurken "Koskoca adamlara bakın ve bir de bize bakın derlerse" hak kazanırlar. Bu yaşlarda örnek insan olmak zorundayız. Cinselliğinden kaygılanıyorsun benden sana rapor, 75-80 yaşında da cinselliğin olacak ama sevgili okurum aman frenleri çok gevşetmeşeceksin. Bir gün patinaj yapar kayarsan, hasar ağır olabilir.
Yanıt: Şanslısın piknik yapacağın alanı görmüşsün
Soru: Sayın Haydar hocam. 23 yaşında, nişanlı bir kızım. Bir ay sonra düğünüm var. Arkadaşlarım korkulacak bir şeyin olmadığını söyledi. Geçtiğimiz gün nişanlımla ön sevişme yaşadık. Nişanlım cinsel ilişkiye girmemizi istedi. Ben de onu çok sevdiğim için "Hayır" demedim. Daha sonra soyunduk. Ama gördüğüm manzara karşısında şaşırdım kaldım, çünkü çok büyük. Biz konuyu gerdek gecesine bırakmaya karar verdik. Hocam, şimdi ben gerdek gecesi ne yapmalıyım? Şimdiden teşekkür ederim.
Rumuz: Bozcaada'dan B.K.
Yanıt: Değerli okurum, hayat sürprizlerle doludur. Bir pencereden bakarsan, çiçek bahçesi görmeyi umduğun yerde sivri sivri kayalar görürsün. Oysa sen, o çiçek bahçesinde piknik yapmayı, eğlenmeyi, gülmeyi düşlemiş olabilirsin. Ama sivri upuzun kayalar senin hareketlerini kısıtlar. Orada yaşamak zorundaysan çok dikkatli olmalısın. Ayağın kayar, üzerine düşersen canın acır. O kayaların arkasına saklanan nişanlın da seni o kayalarını tepesine hemen çıkmaya zorlarsa, bu defa dokularda yaralar açılır.
Sen kayadan öyle bir korkarsın ki hayatın boyunca yanlarına bile yaklaşmak istemeyebilirsin. Ama yine sen şanslısın. Piknik yapacağın alanı görmüş, neyin, ne olduğunu öğrenmişsin. Bu durum sürpriz de olabilirdi. Hani bazı yerlerde üzeri örtülü heykelleri açarlar. Örtüyü çekince devasa heykel karşına çıkıverir ya, onun gibi ilk gece birdenbire örtüler kalkıp da eşinin "Bak bak" diye kıpırdanışları sende şok yaratabilir.
Artık şans ne getirdiyse, vajinismus mu, cinsel soğukluk mu? Kabak gelir yine bizim başımıza patlar. Ben yukarıda mektubunu sansürledim. O sivri kayanın boyutunu yazmadım. Bana göre çok düşünmelisin. Çünkü kayanın boyutu, mermer kesen makinelerle traşlanır gibi kesilip düzenlenemiyor. Ama o kayanın bulunduğu çevre, gökyüzü, kayanın oturduğu toprağın kalitesi her şey iyiyse bir de bu taraftan değerlendirmelisin.
Ama uzun bir evlilik sürecindeki bunu at üzerinde bir seyahat gibi düşün, işte böyle bir yolculukta eşin dizginleri iyi kullanmayı bilirse sorun ortadan kalkar gibi geliyor bana. Yine de sen bilirsin.
Yanıt: Ben otomobil tamircisi değilim
Soru: 17 yaşında genç bir kızım. 3 yıldır flört ediyorum. Önce çok iyi anlaşıyorduk ama şu birkaç aydır onun bazı istekleri yüzünden aramız çok kötü. Benimle telefonda sanal seks yapmak istiyor ama ben istemiyorum. Telefonda isteyen bir kişi bulunca da seks yapmak ister diye düşünüyorum. Bu arada bana sanal seks hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Yanıt: Sevgili okurum, ben nöroloji ve psikiyatri uzmanıyım. 40 yıldır da Yunus Emre'nin sırtında dergâha odun taşıması gibi cinselliğin bilim dünyasına çalı çırpı taşıyorum. Araştırmalar yapıyorum.
Sağ olun sizler de beni layık gördüğünüz bir koltuğa oturttunuz. Yavrum ben otomobil tamirinden anlamam. Bozulmuş bir elektrik ütüsünü bile tamir edemem. Hele hele iyi bir pirinç pilavını pişirmeyi de bilmem. Yani bunlar nasıl benim bilgim dışında ise sanal seks de öyle. Oysa senin karşında profesör bir hoca var. Yani flört yaşadığın delikanlı. Yavrum o hocandan öğrensen de en azından sen de doçentlik düzeyine gelsen.
Yanıt: Canlı bomba gibi patlamaz
Soru: 18 yaşında bir genç kızım. Erkek arkadaşımla birkaç kez ilişkiye girdik. Ama kızlık zarım patlamadı. Esnek olabilir mi? Ne yapmamız gerekiyor? Rumuz: Yaralı
Yanıt: Değerli okurum, kızlık zarı tabii ki Irak'taki canlı bombalar gibi patlamaz. Hem bu laf sizleri o kadar çok ürkütüyor ki neredeyse ruhunuzda korku patlamaları bütün benliğinizi sarıyor, her bir hücrenize siniyor. Bir de şimdi esneme sözcüğü çıktı karşımıza. Esnemez yavrum. Yani bizim gibi soluk alıp "Yorgunum ben, uykum var" demez. Kanamadığına göre esnedi.
Yani esnek bir zara sahipsin. O esneyedursun, rehavetini ve keyfini kaçırma. Bu senin onu kullanma amacına bağlı.
Yanıt: 18'inde evlilik, ruha ve bedenine ihanettir
Soru: İyi günler Haydar bey. Ben 18 yaşında bir genç kızım. Bir erkekle ilişkiye girmekten çok korkuyorum. İlişkiye girdiğimi düşündükçe midem bulanıyor. Nişanlımla aramazda 12 yaş var. Onunla seks yaptığımızı hayal ettikçe nişanı bozmak istiyorum. Sizce bu korkuyu ve mide bulantısını nasıl yenebilirim? Rumuz: Ayşegül
Yanıt: Sevgili okurum, nişanlınla aradaki yaş farkı ideal. İleride o genç kalacak, sen kadın olduğundan biraz yıpranacaksın. Ancak 18 yaşında evliliği düşünürsen cinsellikten yana değil, ruhuna da, bedenine de ihanet etmiş olursun. Cinsel yaşamsız evlilik olamayacağına göre ve sen iğreniyorsan yani ruhun buna isyan ediyor. Tıpkı bir yemeği midenin istememesi gibi. Zorla yersen tabii ki kusarsın. Eğer üstesinden gelebilirsen 22 yaşından önce evlenme. Bir meslek sahibi olursan iyi olur. 90'lı yaşları yaşama şansınız çok yüksek. Hayat böyle geçmez. Bir de çocukluğunu ve gençliğini yaşamayan kızlar en büyük aşklarda bile daha sonraları kocalarından nefret ediyorlar. Sana bir kitap dolusu bilgi verdim. Yani bir kitabın öz-suyu bunlar. Her bir damlası 50 sayfaya bedel. Dersine iyi çalış ki hayat okulunda ikide bir sınıfta kalıp belge alma.
Yanıt: Sadece bu amaçla gazete yayımlansa tüm sayfaları dolar
Soru: Ben 23 yaşında bir genç kızım. Nişanlıyım ve birkaç hafta içinde evleneceğim. Öğrenmek istediğim konu şu: Mastürbasyon yapmak kızlık zarına bir zarar verir mi? Ayrıca adet döneminde yapılması da aynı şekilde bir tehlike oluşturur mu? Sizden acil cevap bekliyorum. Çok teşekkürler.
Yanıt: Değerli okurum, bu kızlık zarına neredeyse tüm kızlar aklını takmış durumda. Kızlar aklını takar da erkekler durur mu? Onlar da aynı biçimde bir kızlık yarışı kavramı kargaşasında koşuyor. Yüzlerce soru, yüzlerce mektup. Kanar mı, kanamaz mı? Kanadı ama sonra evlendiğim zaman kanar mı? Nasıl diktireceğim? Ne yapacağım? Sadece bu amaçla bir köşe açılsa bir gazete yayımlansa sanırım tüm sayfaları dolar taşar. Bu dramın altındaki gülmeceye bir sayfa açarak size bu fıkranın altındaki ciddi bir mesajı vermek istiyorum. Hikâye şöyle: Ayşe biraz havalı çapkın bir kız. Evlenecek ama kendine güveni yok. Mahallenin bu konuda bilge kadını Fatma bacıyı bulmuş. "Fatma abla, ben evleneceğim ama biliyorsunuz ki bu erkeklerin bir takıntısı var: Kan. O da bende yok. O zar gideli yıllar oldu. Bu kısmetimi de kaçırmak istemiyorum. Bana bir akıl" demiş. Fatma bacı gülümsemiş ve "Kızım ondan kolayı ne var? Bir miktar kırmızı mürekkep alır o gece yatağın kenarına koyarsın. Ben çok utangaçım diyerek ışığı da söndürtürsün. Hazırladığın kırmızı mürekkepe parmağını sokar. Birleşme olur olmaz canım yandım diye fırlar kendini geri çeker, mürekkeple parmağını orana sürersin. Erkek ışığı yaktığında orada kırmızılığı görünce yaygarayı basarsın ay utanıyorum dersin. O da o telaşla ışığı söndürür. Çünkü erkekler biraz aptal olur. Olay da böylece biter. Ayşe zaten tecrübeli. Bu olay çok kolayına gelmiş. Kırmızı mürekkepi daha önceden alıp dolaba koymuş. Ayşe'nin ilkokula giden bir kardeşi varmış. Öğretmen ona sorular kırmızı mürekkeple, cevaplar yeşil mürekkeple yazılacak demiş. Kardeşi orayı burayı karıştırırken kırmızı mürekkepi bulmuş. Anlaşılmasın diye yeşil mürekkebi oraya koymuş. Her şey Fatma bacının dediği gibi olmuş. Adam ışığı yakınca ortalık yemyeşil. Kız "Eyvah tam bittim, mahvoldum" derken, erkek şöyle kabarmış, yumruğunu göğsüne Tarzanvari vurmuş. "Erkek dediğin böyle olur. Biz bu işi yaptık mı taa safrakesesini bile patlatırız" demiş. Değerli okurlarım, ülkemizin gençlerinin bu korkularla şu fıkradaki gibi komik duruma düşürenler utansınlar. Hem eğitmeyeceksin, öğretmeyeceksin. Hem de onları ateşin içine atacaksın. Bu olmaz.
Dr. Haydar Dümen'in 15 aydır Posta gazetesinde yayımlanan köşesinden derlenmiştir
- BİTTİ -
20:00 | Etiketler: haydar dümen | 5 Comments
The best of Haydar DÜMEN (6)
Yavrum boşver, at bu tür düşünceleri kafandan. Hanım hanımcık evlen. Sevgili kocan o heyecan içerisinde dünyayı fethediyormuş gibi gözü başka bir şey görmeyecektir.
Soru: Sayın Hocam. Ergenliğe girmeden önce, yani ilkokul sıralarındayken benden bir yaş büyük biriyle ilişkiye girdim. Bu 2-3 defa oldu. Bu ilişki sırasında kan geldi mi, gelmedi mi bilemiyorum. Küçük yaşta girdiğim bu ilişkiden kızlığım bozulur mu? Yakında evleneceğim. Nişanlım çok tutucu. Çevremden dolayı doktora gidemiyorum. Bu ilişki geleceğime zarar verir mi? Gizlice bir doktora gitsem beni araştırır mı ya da jandarmaya bildirir mi? Rumuz: Kır çiçeği
Yanıt: Değerli okurum, tam bir kır çiçeğisin. Biraz bahçe çiçeği olsaydın bu tür kuşkuları yaşamaz, bu soruları sormazdın. Sen bu konuda bir doktora gideceksin bu jinekoloji, yani kadın doğum uzmanı olmalıdır. Diyelim ki doktordur diye üroloji uzmanına gittin. Adam işini gücünü bırakacak "Yetişin ey ahali, buradan Türkiye aleyhinde çalışan casus yakaladım. Bu bir canlı bomba gibi, kim bilir ne gibi zararlar verecek" diye bağıracak. Seni alıp jandarmaya teslim edecek. Jandarmanın da işi gücü yok! Ya öyle mi? Seni seni seni diyecek. Çocukluğunda başından bir olay geçmiş, cezalanman gerekir diye seni bir hücreye kapatacak. Yavrum boşver, at bu tür düşünceleri kafandan. Hanım hanımcık evlen. Sevgili kocan o heyecan içerisinde dünyayı fethediyormuş gibi kahramanlık ve gurur edasıyla sana sahip olmanın zevkini yaşadığından dünyayı gözü görmeyecektir. Ayrıca sen tedirgin olma. Kızsın. Çünkü dediğin yaşlarda senin deyiminle tecavüzle kızlık zarını kanatacak bir olay olsaydı, yalnız kızlık zarı değil, vajina yırtıkları da olurdu.
Soru: Penis büyütmek çok pahalı mı?
Yanıt: Ben de neler istiyorum bir bilsen
Soru: Çok değerli hocam. Ben penisimi büyütmek istiyorum. Ameliyat ne kadar sürüyor? Hastanede ne kadar kalırım ve ameliyat masrafı ortalama ne kadar tutuyor?
Yanıt: Sevgili okurum, ben de neler istiyorum bir bilsen. Herkesin özel uçağı var, benim sıradan bir arabam. Herkesin yalısı var, benim ufak bir dairem. Herkesin uzun boyu var. Ama ben biraz ufak tefek kalmışım. Ne yapalım, olanla yetinmek zorundayız. Ama sen benden daha şanşlısın. Çünkü seninki 1-2 santim uzayabilir. Ama bunun da şartları var. Önce onu yapacak doktoru bulacaksın. Doktor belki gerek görmeyecek. Diyelim ki doktor razı, sen razısın, seni muhasebesine gönderecek. Muhasebe de sana 5 milyarlık fatura kesecek. Sen ceplerini yoklayacak, kredi kartlarına bakacaksın. Toplam 500-600 milyonu geçmeyen bir para çıkacak. Doktorun yanına bile uğramadan süklüm püklüm oradan kaçacaksın. Ah benim güzel okurum, ne penisinin santimi belli, ne yaşın belli, ne de uzmana ek bilgiler var. Bu saça bu tıraş.
Soru: Mastürbasyon boyu kısaltır mı?
Yanıt: Genetik diye bir şey var
Soru: Hocam size iki sorum olacak. Mastürbasyon yapınca sivilce çıkar mı ve boyu kısaltır mı? Rumuz: Root
Yanıt: Değerli okurum, mastürbasyonun sivilceyle ilgisi yok. Boyun uzunluğuna ya da kısalığına gelince. Şöyle düşünün. Sokakta birtakım erkekler göreceksin. Şöyle bakacaksın adamların boyu 1.80. Haa! seni seni. Sen hiç kendini ellememişsin, iyi iyi maşallah. Ya da orta boylu birini görünce işte bak ne hale gelmişsin. Oğlum biri sana demedi mi kendinle çok oynarsan boyun bir karış kısalır diye. Yani insanların yüzüne, bedenine bakarak geçmişlerini okumak mümkün mü? Cinsel kimliklerini çözmek elimizde olsaydı biz bu meslekten çoktan istifa eder, emeklilik köşemize çekilirdik. Genetik diye bir şey var. Bunun içinde aile var, beslenme var, yapılan sporlar var. Var oğlu var. Bir de genç yaşta insanlar kilolu olursa yer çekiminden dolayı boy uzamıyor.
Soru: Orgazmı çözemedim, tanımlar mısınız?
Yanıt: Ağustos sıcağında buzlu limonata içmektir
Soru: Merhaba Haydar bey. Yazılarınızı sürekli takip ediyorum. Ama anlattığınız orgazm olayını çözmüş değilim. Ben 18 yaşında bir kızım. Sizden orgazmın tanımını yapmanızı rica ediyorum. Rumuz: Muhasebe
Yanıt: Sevgili okurum, ne yapsam, ne etsem de sana orgazmı tanımlayabilsem? Varsayalım ki bir ağustos sıcağındasın ve iyice susadın. Hücrelerinin her biri can istiyor. Senin de canın bir kocaman bardak buzlu limonata istiyor. O buzlu limonatayı aldın, ağustos sıcağında içtin, içtin, içtin ve limonata bitti. Sen de derinden bir oh çekip rahatladın ve doydun. Çok keyifli bir mutluluk. Hemen hemen orgazmın tarifi bu. Yani yudum yudum, ya da adım adım zevk basamaklarından tırmanmak. Bedenin, midenin tamam dediği noktaya geldiği zaman bir oh! deyip bardağı elinden koyup şöyle bir gevşeyip ve oturmak ya da uzanmak.
Ancak orgazm olana kadar geçen süreç herkeste değişik bir yol izliyor.
O limonatanın ilk yudumda hiç tat olmayan mı dersin. Birkaç yudum aldıktan sonra bir üst basamak zevkine ulaşamayan ya da yarım bardak içtikten sonra bu kadar yeter, daha fazlası yok mu diyen. Doruğa yaklaşıp ancak o son noktaya bayrağı dikemeyenler mi? Orgazmı sırasında ağlayanlar, haykıranlar, inleyenler, kendini tutamayıp kahkaha ile gülenler (dikkat bu sırada vajina penisi dışarı atabilir. Çünkü karın kasları kasılır) Kocasının sırtını tırnaklarıyla yaralayanlar mı? Son derece sessiz kelebeğin çiçeğe konması gibi hiçbir şeyi belli etmeyenler mi, .... mi? ...... mi? Sevgili okurum sana önerim; bir partnerin olsa ya da evli olsan ve de bu evlilik birkaç yıl geçse ondan sonra ortaya çıkabilecek tabloya göre sen bana bu soruyu sorsaydın. Ben de sana daha net bir şeyler söylerdim. İstersen bütün bu ihtimalleri teker teker bir kâğıda yaz. Hepsini katla, bir torbaya doldur. Tombala çeker gibi bir tanesini çek. Galiba bu benim de. Yani yani yani...
Soru: Kızlık zarı dört yılda kendini yeniler mi?
Yanıt: Kristal bardak bir kez çatladı mı kendiliğinden kaynamıyor
Soru: Merhaba Haydar Bey. Benim sorunum şu: Yedi yıl önce erkek arkadaşım sevişme sırasında parmağını vajinama soktu. Adetimin son günüydü, çok az miktarda kan geldi. Sizce kızlığım bozulmuş olabilir mi? Ya da adetimin son günü olduğu için kan gelmiş olabilir mi? Ayrıca etrafımdakilerden duyduğum kadarıyla dört yıl ilişkiye girilmediği zaman kızlık zarı kendini tamamlıyormuş. Bu olaydan sonra yedi sene ilişkiye girmedim. Bu yüzden kızlık zarım kendini tamamlamış olabilir mi? Sizce bu doğru mu? Böyle bir şey var mı? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim. Rumuz: Minik
Yanıt: Değerli okurum, kızlık zarının dört yılda kendini tamamladığı olayını yanlış duymuşsun. Kristal bardak çatladı mı kendiliğinden kaynamıyor. Her neyse kızlık zarı dikilebiliyor da, kristal bardak kaynak tutmuyor. Kristal bardak ruhunuzdur. Sevgililer, eşler birbirinizin ruhunu çatlatmayın, yani kırmayın. Kızlık zarı dört yıl değil, 40 yıl da bekleseniz bir şey olmaz. Zaten olan olmuş, biten bitmiş. Bazıları diktirme peşinde koşuyor. Bence yanlıştır. Kızlık zarını yitirmek namus mudur değil midir? Bu toplumdan topluma değişen bir yargıdır. Biz bu toplumsal değerlerin biraz daha gerisinden giderek bunu namus olarak yorumluyoruz. Ama değerli okurlarım namus dikiş tutmuyor, geçmiş olsun demekten başka.
Soru: Eşim boşaldıktan sonra arkasını dönüyor.
Yanıt: Eşinle açık, net ve radikal konuş
Soru: Sayın Haydar Dümen Hocam. Ben 2 yıllık evli bir kadınım. 24 yaşındayım. Yalnız 2 yıldır cinsel ilişkiden hiç zevk almıyorum. Yani orgazm olamıyorum. Çünkü eşim boşaldıktan sonra benimle hiç ilgilenmiyor, arkasına dönüp yatıyor. Ben tam işin zevkine varacakken mutsuz oluyorum. İçimden onu aldatmak geliyor ama onu çok sevdiğim için istemiyorum. Cinsel hayatım bir kere bile orgazm olamadan bitti. Lütfen sizin aracılığınızla erkeklerimize seslenelim. Biraz da eşlerini düşünsünler. Şimdiden teşekkür ederim. Saygılarımla. Rumuz: Hayat
Yanıt: Sevgili okurum, aynen senin gibi ben de erkeklere haykırıyorum. Kendinizden çok kadınlarınızı düşününüz ki hem başınıza bir bela gelmesin, hem sevginiz daim olsun. Hangi konuda olursa olsun yarım kalmış işler yemekte bile olsa burukluk yapar. Ya da siz oturdunuz, bir tabak yemeği oburca yediniz. Karşınızdaki eşiniz ve çocuğunuz bunu uzaktan seyrediyor gibi bir durum bu. Değerli okurum, şu anda ihaneti düşünme. Çocuğun yoksa, çocuk yapma, biraz sabırlı ol. Ama eşinle net konuş, radikal konuş. Radikallikte sınırı aşma, şiddete maruz kalırsın. Onun için ne kadar açık olursan, hem kendi hayatın, hem de eşinin hayatı için doğru yolu yakalamış olursun. Hanım hanımcık bir yıl daha sabret. Sonra evliliğini yeniden gözden geçir.
Soru: Kızlık bozulduktan sonra geri çekilir mi?
Yanıt: Atın şahlanmışken neden dizginleri çekiyorsun ki!
Soru: Merhaba Haydar bey. Ben 22 yaşında bir gencim. Benim sorunum şu: Çok yakında evleneceğim ve ilk gece hakkında çok bilgi sahibi değilim. İlişki boşalana kadar mı sürer?
Yoksa kızlık bozulduktan sonra geri mi çekilir? İlk geceden sonra ilişkiye birkaç gün gibi bir ara vermek gerekir mi?
Bu konuda cevaplarınızı bekliyorum. Saygılar.
Yanıt: Değerli okurum, ilk gece kendi bilgi ve öğrendiklerinizin çerçevesinde biraz da çevrenin ve içgüdülerinizin etkisiyle bir biçimde sonuçlanır. Bu kimi zaman çok keyifli ve mutlu, kimi zaman da gözyaşlarıyla biter. Bunlar önemli değil. Ancak bir cinsel birleşme yapıyorsun.
O geceyi dört gözle bekleyen kızla kendini duygularını test ediyor. Ama sen kızlık zarından sonra geri çekilmeyi düşünüyorsun. Bunu anlayamadım. Atın şahlanmışken mahmuzlamak dururken niye dizginlerini çekiyorsun. Öyle bir Türkiye ki ilk gece sabaha kadar 7-8-10 kere yapanları mı ararsın. Senin gibi geri çekilmeyi düşünenleri mi? Ya da yanlış yere (örneğin idrar yoluna) girip karıma zarar verip onu öldürür müyüm diye düşünenleri mi ararsın. Değerli okurlarım, savaşa girmiyorsunuz. Ne 5-10 kerelik aceleceliğe, ne de açgözlülüğe gerek var. Ne de kendisini geri çekmeye. Önünüze konmuş bir tabak yemek. Afiyetle yiyin. Keyif almaya bakın.
O yemeği çabuk çabuk kaşık kaşık aceleyle bitirmeye değil. Ya da mızmız bir lokma alıp 10 dakika da beklemeye değil. Kendinizi olayın akışına bırakın, sakin olun. Karadenizlilerin horon teper gibi değil. Ya da Ankara misketinde gibi fazla yavaştan da değil. Her ikisini de karıştırarak bazen yavaş bazen hızlı duruma göre bir tempo tutturarak bu işin üstesinden gelmeye bakın. Çünkü çok kolay ve rahat bir şeydir. Sadece gözünüzde büyütüyorsunuz.
Soru: Başka kızlarla sevgilimi aldatmak istemiyorum, ne yapmalıyım?
Yanıt: Ötekilere ne olacak, onlar ana kuzusu değil mi?
Soru: Merhaba Haydar ağabey. Ben 19 yaşında bir gencim. Benim sorunum mastürbasyon yapamamam. Bundan zevk alamıyorum, hatta itici buluyorum. Bu yüzden tatmin olmak istediğim zaman kız arkadaşımla birlikte olarak ihtiyacımı gideriyorum.
Fakat şu anda ciddi bir ilişkim var. Biz evlenmeden önce ilişkiye girmek istemiyoruz. Ben de başka bir kızla ilişkiye girip onu aldatmak istemiyorum. Sizce ne yapmalıyım? En yakın zamanda önerilerinizi bekliyorum. Teşekkür ederim. Rumuz: Son çare
Yanıt: Değerli okurum, çok iyi yaptın. Bir büyüğüne değil, en büyüğüne danıştığın ve cevabını da aldığın için şanslısın. Şimdi beni dikkatle dinle: Sevdiğine ve 19 yaşındaki sana evlenmeyi düşündüğün kız arkadaşınla, saygılı bir sevginin sonucunda mutlu olmanızı dilerim. İyi ama ondan önceki kızlar ne olacak? Onlar ana kuzusu değil mi? Önüne gelenle yat kalk. Sonra onları çöp sepetine at. Onlar kutsal değil, seninki kutsal. Onlara ne olursa olsun, nasıl olsa başka bir erkekle evlenecek. Onlar komşunun bahçesindeki elmalar. Sen kopar, dişle dişle at. Vallahi maşallah ne delikanlıymışsın be. Yakışır mı sana? 19 yaşında insan evlenir mi? Mastürbasyon yapıp yapmamana sen karar vereceksin. Ama senin hakkında ben karar verecek olsam ki o yetkiyi kendimde görmüyorum ama. İlk sözüm 29 yaşında evlen olur. İkinci sözüm de onun bunun duygularıyla oynama olur. Üçüncü sözüm de bu kızla evleneceksen, ailene ve onun ailesine anlat.
Sorumluluk al. Nikâh kıyma olayını bilmem ama. Bu kızla 6 ay, 1 yılın sonunda evlenmem şartıyla. Ötekilerle yaptığın gibi yap. Ve yatağa girin.
Dr. Haydar Dümen'in 15 aydır Posta Gazetesi'nde yayımlanan köşesinden derlenmiştir
19:56 | Etiketler: haydar dümen | 1 Comments
The best of Haydar DÜMEN (5)
Soru: Sevgilim ilk geceden korkuyor ne yapayım?
Yanıt: Seninki mastürbasyondan kendini alamamış
Haydar bey, ben 19 yaşından yeni gün almış bir genç kızım. Benim 34 yaşında bir sevgilim var fakat sevgilim 34 yaşında olmasına rağmen ilk geceden korkuyor. Size de garip geldi değil mi? Neden bu yaşta bir erkek cinsellikten bu kadar korkar? Arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla sevgilileri daha genç olmasına rağmen cinselliği konuşuyorlar ve yaşıyorlar. Oysa biz bırakın yaşamayı, konuşunca bile sevgilimin yüzünde bir kızarma, bir bozarma sormayın gitsin. Beni çok sevdiğini söylüyor fakat konu dokunmaya gelince benden hastalıklıymışım gibi kaçıyor. Haydar bey, acaba bu çocuğa küçükken bir şey yapmış olabilirler mi? Yoksa evlenmeyi düşündüğüm erkek 'gay' olabilir mi? Sizden acele cevap bekliyorum yoksa çıldıracağım. Mutluluğum sizin cevabınıza bağlı.
Yanıt: Sevgili yavrum, senin kocabaş yani yaşı için söylüyorum, mastürbasyon yapmaktan kendini alamamış olmalı ki kızın, kadının ne olduğunu bilmiyor. Ve sizlerden ürküyor, çekiniyor. Bunun temelinde başka bir şeyler yapmış olmanın yerine olay şudur: Ya bu savaşta kılıcını yeterince keskin ya da sağlam bulmuyordur. Ya da kılıcını iki sallayınca sapı elinde kalacakmış gibi enerjisini uzun süre koruyamayacak durumdadır. Yani kendine güven duymuyordur. Bazen de anne düşkünü olan erkekler, bilinçaltında kadınları o kadar saygıdeğer görürler ki onların çıplak bedenlerine bakmaya bile utanırlar. Hangi kategoriden olduğunu bilemiyorum. Ama senin 34 yaşındaki sevgilini, 30 yaşındaki deneyimli bir kadına bırak. O onu bir öğretmen gibi eğite eğite sevgilin 40 yaşına geldiğinde eğitim diplomasını alacak duruma gelir ki bu durumda alan da memnun satan da memnun olur. Biz de onlara mutululuk dileriz. Yavrum, senin başka işin yok mu? Yaşı 34 olması sorun değil, belki de çok iyi. Çünkü sana hem babalık, hem erkeklik, hem de zamanı gelince kocalık yapardı. Seninkinde bunlardan hiçbiri yok. Kocalığı bırak, hocalıktan da haberi yok. Böylece sen de sınıfta kalırsın, okumayı sökemeden yarı cahil yılların geçer gider. Benim nasihatimi dinleyeceğini sanmıyorum ama sen ona 2006 yılının başında şöyle iki elini havada sallayarak 'Bye bye' deyiver.
Soru: Mastürbasyon nasıl yapılır çok merak ediyorum?
Yanıt: Çok gerekliyse arkadaşından öğren
Soru: Öncelikle merhaba hocam. Ben 13 yaşında genç bir kızım. Benim yaşımdaki arkadaşlar, mastürbasyon yaptıklarını ve bundan büyük zevk aldıklarını söylüyorlar. Ben nasıl mastürbasyon yapıldığını bilmek istiyorum. Fakat utandığım için bunu kimseye soramıyorum. Mastürbasyon hakkında nasıl bilgi sahibi olabilirim? Bu şey nasıl yapılıyor? Sürekli merak ediyorum, kafayı yiyeceğim. Lütfen sorumu yanıtlayın. Şimdiden teşekkür ediyorum. Mutluluklar sizinle olsun hocam. Rumuz: Meraklı.
Yanıt: Sevgili kızım, nasıl olacak bu iş? Sen daha çocuksun. Ee şimdi ben de kocaman bir adamım. Elinden tutup "Yavrum elini getir, şu noktanın üzerine koy" diyebilir miyim. Tabii ki diyemem. Toplumsal değerler ve de işin tıpsal yönü buna aykırı. Mastürbasyon yapman çok gerekliyse bunu arkadaşlarından öğrenebilirsin. Örneğin: 'Ya çocuklar, ben şöyle şöyle mastürbasyon yapıyorum?' diyerek kafadan bir şey atarsın. Onlar da şaşırırlar, sana gülerler. 'Allah Allah, o öyle değil, biz böyle yapıyoruz' derler. Sen de nasıl yapıldığını böylece öğrenmiş olursun. Ondan sonra ver elini mastürbasyon dünyası. Haftada bir mi olur, ayda da bir mi olur ya da her dakika yalnız kalmanın yollarını mı ararsın onu bilemiyorum meraklı kızım. Bu kadar merak başına çorap örebilir. Kendini doğanın akışına bırak. Önce beyninde düşüncelerinle cinselliğin ruhsal yapısını estetik ve sağlam temellere oturt. Bir zaman sonra beden ona katılacaktır.
Soru: Sağlıklıyım ama eşim neden hamile kalamıyor?
Yanıt: Kaygılanma imalat aşamasında
Soru: Merhaba Haydar bey. Benim sorunum şu: Yaklaşık 5 ay önce evlendim ve bu süre içinde eşimle korunmadan birlikte olduk. Ama eşim ne yazık ki hamile kalamadı. Evliliğimizin ilk 1.5 ayı her gün, sonraki üç günde bir birlikte olduk ama sonuç yine aynı. Bu durum ikimizi de çok üzüyor. Sizce sorunumuz ne olabilir? Acaba sorun benden mi yoksa eşimden mi kaynaklanıyor? Sigara hariç hiçbir kötü alışkanlığım yok. Onu da iki-üç günde bir paket içiyorum. Artık erkekliğimden şüphe etmeye başladım ve bu yüzden depresyona girmek üzereyim. Sizce ne yapmalıyım? Lütfen bana yardımcı olun. Teşekkürler. Rumuz: Hulk
Yanıt: Sevgili okurum, bebek, şu anda testislerinin içinde imalat aşamasında bekliyor. Ortalama bir santimetreküpte 60 milyon sperm harekete hazır ve ileri atılıyor. Doğanın kendi koruma ve savunma aracı var. Bazen bir süre gebelik gerçekleşmeyebiliyor. Aslında tabii ki iyi atış da yapıyorsun, malzemen de bol. Atış alanında anladığım kadarıyla iyi bir engel yok. Ve her şey yolundayken kafayı buna takıp hemen bir çocuk beklentisine girmişsin. O atışı başına bir kurşuna dönüştürür gibi düşünmeni hem affetmiyorum, hem sana yakıştıramıyorum. O kadar çocuğun olacak ki bıkıp usanacaksın. Kimisi geceleri uyanacak, ağlayacak, kimisi mızmız büyüyecek. Kimi eve, dama girmeyecek. E okul derdi, sınavlar, evlilik falan gibi derken belin bükülecek. Bu dediklerinin hepsi olacak. Ancak doğaya karşı gelme. Olayı kafandan silmek için de bir üroloji uzmanına git. Spermlerini saydır. Sana kesin, matematiksel sonuç verecek. Orada yeterli bir sperm yoksa bu senin erkekliğinle ilgili değil. Spermleri çoğaltmak için güçlendirme tedavileri yapılabilir. Hiçbir şey olmaza tüp bebek olur. Senin spermlerin normal ve yeterliyse bir yıl daha bekle. Keyfine bak. Yaşamın zevkini ve sevincini sürdür. Bugünler geri gelmeyecek.
Soru: Cinsel organı büyük biriyle evlensem kızlık zarım yeniden kanar mı?
Yanıt: Geçmiş olsun, ama aradığını nasıl bulacaksın?
Soru: Hocam, merhaba. Ben 16 yaşında genç bir kızdım ama dün akşamdan sonra bir kadın oldum. Erkek arkadaşımla birlikte olduk ve vajinamdan kan geldi. Bu ilişkimiz 3-3.5 saat sürdü. Hamile kalır mıyım bilmiyorum. Bir de kalın penisli birisiyle birlikte olursam yine kan gelir mi? İleride evlenince eşime bunu nasıl anlatırım bilemiyorum. Sizin cevabınız bana en temel yol olacaktır. İyi günler. Rumuz: 4129
Yanıt: Sevgili okurum, geçmiş olsun. Birçok kızın başına gelen doğanın sıradan dediği toplumun yadırgadığı bir olayla karşı karşıyasın. Şöyle ya da böyle bunun sonuçlarını göğüsleyeceksin. Ancak benim ilgimi çeken mektubunun son satırı. 'Kalın penisli birisiyle evlenirsem' diyorsun. Hadi bakalım yine kâhinlerin bile çözemeyeceği bir sorunla karşı karşıyayım. O kalın penisli biri nasıl bulunacak. Zaman zaman gazetelere haber olan insanları giysiliyken çıplak gösteren gözlükler daha piyasaya sürülmedi. Ve böylece kimin bacağı ne kadar kalın ya da kimin göğsü ne kadar dışarıdan göründüğü gibi gerçek henüz bunu bilmiyoruz. Bunu anlamak mümkün değil. O zaman bir tek sorun kalıyor. Dizilin beyler karşıma, soyunun bakalım. Ben en iyisinden armut gibi seçeyim diyemeyeceğine göre ne olacak? Varsayalım olsa da o kişi de 'Aman efendim yıllardır seni bekliyordum' diye üzerine atlamayacağına göre ben ne söyleceğimi şaşırdım kaldım. Yani bir şeyler karıştırıyorsunuz. O çorba tenceresine düşürdüğünüz pirinç tanesi kadar küçük cam kırıntısını bana 'Nasıl bulabilirim?' diye soruyorsunuz. Bu sorunun beni aştığından gerisi sana kalmış.
Soru: Birlikte olamıyoruz, baş ağrısı yapar mı?
Yanıt: Eşinin dediklerine inan, doğru söylüyor
Soru: İyi günler Haydar bey. Öncelikle bizi bu konularda bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben 36 yaşında, 15 yıldır evli bir kadınım. Eşimle birbirimizi severek evlendik ve 13 yaşında bir kızımız var. Eşim dünyanın en anlayışlı insanlarından biri. Ayrıca evine çok bağlı, yani evliliğimizden yana hiçbir sorunumuz yok. Cinsel hayatımızda da yoktu ama bir yıl önce eşimin çok yakın bir arkadaşı trafik kazası geçirip hayatını kaybetti. Eşimin çocukluk arkadaşıydı ve birlikte iş hayatına atılmışlardı. Evliliklerimiz bile bir yıl arayla olmuştu. Arkadaşının ölümü eşimi çok sarstı. Önceleri haftada birkaç defa ilişkiye girmek isteyen eşim, şimdi hiç istemiyor. Bazen ayda bir defa, bazen de hiç birlikte olmuyoruz. Ben de onu sıkıştırmak istemiyorum. Çünkü bana "Arkadaşımın ölümü beni çok sarstı, psikolojim bozuldu. Seninle ilgisi yok" dedi. Eşim benden iki yaş büyük ama aramızdaki yaş farkının da sorun yaratacağını düşünmüyorum. Önceleri alkol aldığı zaman mutlaka birlikte olmak isterdi ama şimdi arkasını dönüp yatıyor. "Sen kafana takma" diyor ama bu yüzden başım çok ağrıyor. Sizce bu baş ağrısı
eşimle birlikte olamamaktan kaynaklanıyor olabilir mi? Ya da çok fazla stres yapmam baş ağrısına neden olur mu? Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
Yanıt: Değerli okurum, kesinlikle eşinin dediklerine inan. Çünkü doğruyu söylüyor. Olayın seninle uzaktan yakından ilgisi yok. İnsanız, canlı varlığız. Eşinin yaşadığı olay onun beyin kimyasında bazı değişiklikler yarattı. Bunun adı stres, mutsuzluk, depresyon. Bu üç sözcüğü bile idare etmek, beyinden salgılanan hormonlarla ilgili. Bunlar bir yana, eşin, önceden alkol aldığı zaman cinsel birleşmeyi istiyordu. Çünkü alkol beyindeki mutluluk hormonları ya da cinsellik merkezlerini tetikleyici rol oynuyordu. Aynı alkol bunun tam tersi bir rol de oynuyor. Bunun pratikte örneklerini çok sık görürüz. Neşeliyken aldığımız alkolden sonra kahkahalar patlar. Üzüntülü durumlarda da alınan alkol çoğu zaman insanları ağlatır, üzer. Kocanın geçiş döneminde ona yardımcı ol. Senin haklı olduğun yanlar da az değil. Alıştığın bir ritim var. Bunu istemen, beklemen çok doğal ve hakkın. İlişki gerçekleşmeyince olan baş ağrıları yine kadınların klasik etki-tepki mekanizmasına bağlıdır. Ama sakın ola 'Kocam beni sevmiyor, beğenmiyor. Başkası mı var?' gibi düşünceleri asla beyinde yaşatmadığın gibi bunu, kocana da yansıtma. O zaman onu tam yüreğinden vurmuş olursun. İster istemez eşin, 'Hanıma bak, koyun can derdinde, kasap et derdinde' diye düşünebilir. Ama kocanın depresyonu da biraz ağır gelmiş. Yaşamda neşe de, keder de, doğum da, ölüm de var. İkincisini içinize sindirmek kolay değil. Ama ölüm de olmasa zaten dünya olmaz ve yaratılışımızın da bir anlamı kalmazdı. Eşin biraz antidepresan ilaçlar kullanabilir. Onu bunun için ikna edebilirseniz iyi olur.
Soru: Belsoğukluğu mu oldum?
Yanıt: Karamsar bunalımlar yaşıyorsun
Soru: Selam Haydar ağabey. Urfa'da oturuyorum. Geçen hafta İzmir'e asker arkadaşımın yanına gittim. Burada geneleve gittik. Kadınla korunmasız ilişkiye girdim. İki gündür belim ağrıyor. Arkadaşlarım belsoğukluğuna yakalandığımı söylüyor. Üstelik gece uyuyacagım zamanlar birden titreme geliyor. Gerçekten belsoğukluğu veya cinsel yolla bulaşan bir hastalığa mı yakalandım. Üç ay sonra askere gideceğim. Bu yüzden beni askere almayacaklar diye çok korkuyorum. Lütfen bana yardım edin. Doktora gitmem gerekirse hangi doktoru önerirsiniz? Teşekkür ederim. Rumuz: Karadeli
Yanıt: Rumuzu Karadeli olan sevgili okurum. Biraz ruhunuza uygun karamsar, kuruntulu bunalımları yaşıyorsun. Öyle belsoğukluğu bir günde geldi, yakaladı, seni sarstı, ağrılarla her tarafını sardı. Böyle şey olmaz. Belsoğukluğunda penisin ucundan iltihabi akıntılar gelir. Bunlar külotta leke bırakır. Teşhisi de meni ve idrarın tahliliyle olur. Bunu yaptırırsın kuruntudan kurtulursun. Bana göre de tertemizsin.
Soru: Nişanlımla ilişkiye giremiyorum?
Yanıt: Nişanlını erkek kardeşinle mi karıştırıyorsun?
Soru: İyi günler Haydar bey. Ben 24 yaşında genç bir kızım. Bir yıldır nişanlıyım ve nişanlımı çok seviyorum. Ama onunla cinsel ilişkiye giremiyorum. Daha doğrusu ilişkiye girmek içimden gelmiyor ve bu yüzden kendimi zorluyorum. Bu durumda ne yapmam gerekir? Beni aydınlatırsanız çok sevinirim.
Yanıt: Sevgili okurum, nişanlını erkek kardeşinle mi karıştırıyorsun? Hem 'Seviyorum' diyorsun. Nesini seviyorsun? Ruhunu, saçını, yeni moda bıyıklarını yine yeni moda kelliği belli olmasın diye başını kazıtmış şeklini mi? Sen sevgiyi bilmiyorsun. Sevgi bir bütündür. Cinsellikte sevgi dediğimiz zaman ve de bunun sonu evlilikse evlilikte öpüşmekte var, sevişmekte var. Tabii cinsel birleşme de var. Çünkü çocuk doğacak, soylar sürecek. Yatak sanayi kolu, neden çift kişilik yataklar yapıyor? Sizler o yatakta al takke ver külah sevişirken yatağı, yorganı birbirine karıştırasın diye imal edilmişlerdir. Ayrıca da renkli yastık kılıfları, çiçek desenli yorganlar neden öyle? Sanki siz bir ilkbahar bahçesinde, çiçek tarlalarının bahçesindeymiş hissedin diye. Sizin duygularınızı motive etsin diye fabrikalar, işçiler harıl harıl çalışıyorlar. Sen de 'Nişanlını seviyorum ama sevişmek içimden gelmiyor' diyorsun. O zaman bekle biraz. Hemen evliliğe karar verme. Şu işin önce adı konulsun. Sonra ortalama 60 yıllık yaşayacağınız birliktelik sağlam temellere otursun.
Soru: Sezaryende vajina genişler mi?
Yanıt: İçindeki şeytan seni dürtüyor
Soru: Ben altı yıllık evliyim. Altı yaşında bir kızım ve üç aylık bir oğlum var. Kızım doğduktan bir yıl sonra eşimle cinsel yaşamımız kötüye gitmeye başladı. Eşim normal doğum yapmadığı halde vajinası fazlasıyla genişledi. O da, ben de pek zevk alamıyoruz ve bu ciddi bir problem. Ben şüpheye düştüm. Normal doğum yapmayan bir kadının cinsel organı niye genişler? Tedavisi var mı?
Yanıt: Değerli okurum, neden şüpheye düştün ki? İçindeki şeytan seni dürtüyor. Sanki doğumdan sonra kadının gitti, onunla bununla cinsel birleşmeler yaptı. Vajinasını genişletti. Bu kadar saçma, eşine karşı bu kadar acımasız düşüncelerinden dolayı seni kınıyorum. Ayıp yahu. O senin eşin. Doku bu. Doğum yapması şart değil. Doğuma hazırlık olarak vajina, hormonal bakımından doğuma hazırlanır ve gevşer. Olan biten bu. Sen bundan çok rahatsızsan bu işin uzmanına gider, daraltma ameliyatı yaptırırsınız biter.
Dr. Haydar Dümen'in 15 aydır Posta Gazetesi'nde yayımlanan köşesinden derlenmiştir
19:55 | Etiketler: haydar dümen | 0 Comments
The best of Haydar DÜMEN (4)
Eğer kız arkadaşın porno film ya da kitaplarda görmüşse o hayatı boyunca bu yanılgının içinden çıkamayacak demektir. Çünkü, oradaki ölçülerin, zamanın ve uygulamaların tümü gerçek hayatta pek yoktur ve de olmaz. Bir de penisinin boyunu yazsaydın, seni aydınlatırdım
Soru: Merhaba Haydar hocam. Sizin sürekli okurunuzum. Ben 19 yaşındayım. Altı aylık bir ilişkim var. Geçenlerde kız arkadaşımla ilişkiye girdik fakat partnerim penisimin küçük olması nedeniyle benimle dalga geçti. Bu yüzden çok utanıyorum. Bu bir hastalık mıdır? Çözümü var mıdır? Bir de mastürbasyonla alakası var mı? Şimdiden teşekkür ederim.
Yanıt: Sevgili yavrum, her şey iyi güzel başlamış ama kız arkadaşın seninle dalga geçmiş. İyi de sen sormadın mı kız arkadaşına "Kaç tane ve nerede erkek cinsel organı gördün?" diye. Eğer porno film ya da kitaplardan bunu görmüşse o hayatı boyunca bu yanılgının içinden çıkamayacak demektir. Çünkü oradaki ölçülerin, zamanın ve uygulamaların tümü gerçek hayatta pek yoktur ve de olmaz. Sen bu soruyu bana sormadan önce bir ona sorsaydın. Bir de bana "Hocam benim penisim ereksiyon halinde... santim" deseydin ben senin yolunu çok daha iyi aydınlatırdım. Ama kısır bir ülkenin, kısır insanlarıyız. Hayali beklentiler içindeyiz, artık gerçeklerle yüzleşmek zamanı. Çağdaş toplumlar hızla yol alıyorlar, biz de arkalarından koşuyoruz.
Soru: Erkekleri sevmiyorum, mastürbasyondan mı?
Yanıt: Çiçekler üzerine konup uçmaya devam et
Soru: Merhaba Haydar bey. Ben 17 yaşında bir genç kızım. Kendi kendime mastürbasyon yaptığımda hiç zevk almıyorum. Bu nedenle birçok erkek arkadaş ediniyorum ve erkekleri sadece cinsel bir alet olarak görüyorum. Ama hiç kimseyle cinsel ilişkiye girmedim. Sadece yüzeysel sevişmelerle biraz tatmin oluyorum. Hocam sizce bu durumum psikolojik mi? Şu ana kadar çok kişiyle çıktım. Ancak hiçbirini sevmedim. Onlarla sadece cinsel anlamda yakınlaştım. Ne olur bana yardım edin. Şimdiden çok teşekkür ederim. Rumuz: Angel
Yanıt: Sevgili okurum, rumuzunuz angel yani kendinize melek demek istiyorsun. Ama iki kanat yerine 12 kanadı olan bir melek gibi göründün. Yani kelebek gibi bir çiçekten öbür çiçeğe uçup duruyorsun. "Çok kişiyle çıktım" diyorsun. Yani çok sayıda çiçeğe konmuşsun. Ama ne bal almışsın, ne de o çiçeklerin tozlaşmasına yardımcı olmuşsun. Erkekleri cinsel alet gibi gördüğünü onlar bilseler herhalde sinsi sinsi bunun bedelini sana ödetirler. "Alet neymiş gör bakalım!" derler. Sevmeden bu işler olmaz. Ama cinsel anlamda yakınlık hissetsen de sevgisiz olmaz. Değerli okurum, sorunuz yine bir Amerikan bilmecesi gibi bir durum. Çözüm şudur: Aynı şekilde çiçekler üzerinde konup uçmaya devam et. 12 kanadından 10 tanesi düştükten sonra, normal bir yaşa geldiğinde kadınlığın da cinselliğin de ne olduğunu öğrendiğinde gerçek bir angel olacaksın.
Soru: Eşimin ilacından kullansam?
Yanıt: Gülle karanfil yan yana olmaz
Soru: Merhaba Haydar hocam. Ben 21 yaşında bir kadınım. Eşimi geçen gece Viagra kullanırken gördüm. O gece çok ateşli ve istekliydi. Ancak ben, Viagra kullandığı geceler eşime ayak uyduramıyorum. Acaba ben de kullansam bana da etkisi olur mu? Ben de eşim kadar istekli olur muyum? Rumuz: Güldeste
Yanıt: Sevgili güldeste. Güller deste olur ama güller karanfillerle yan yana geldiğinde gül karanfil deste olmaz. Sen gülsün, kocan karanfil. Her çiçeğin kendine özel bir sulanma, ışık alma gibi beslenme biçimi vardır. Yani bazı bitki çok su ister bazısı az.
O az su isteyeni çok su koyarsan çürür.
Ne yazık ki Viagranın kadınlara etkisi yok.
Soru: Eşim ön sevişmeyi bilmiyor, ne yapmalıyım?
Yanıt: En önemlisi frekansı veren düğmeye basmayı bilmektir
Soru: Merhaba Haydar Dümen. Ben 27 yaşında, dört yıldır evli bir kadınım. Ama hiç mutlu değilim. Ön sevişmenin ne kadar önemli olduğunu yazılarınızdan defalarca okudum.
Biz eşimle yıllardır ön sevişme olmadan birlikte oluyoruz. Bu yüzden mi bilmiyorum ama cinselliğe karşı hep isteksizim. Eşim de bundan çok şikâyetçi. Sürekli benim isteksiz ve soğuk olduğumu söylüyor. Sizden bir söz duymuştum ve çok beğenmiştim.
"Soğuk kadın yoktur, kadının ateşini yakamayan erkek vardır" diye. Çok haklısınız. Bence eşim sevişmeyi bilmiyor. Sizce ne yapmalıyım? Lütfen bana yardım edin. Rumuz: Mutsuz
Yanıt: Sevgili okurum, yapılacak fazla bir şey yok. Bir insan düşün, dört tane fakülte bitirmiş, üç lisanı anadili gibi biliyor. Ama hayatı boyunca çatal, bıçak kullanmamışsa önüne bir tabak yemek konduğunda eline çatal, bıçak verdiğinde yemeğin yarısını ya masaya ya da üzerine döker. Ustalık deneyim yaşanarak kazanılır. Cinsellikte dört duvar arasında sanki kapalı kasalarda ne olduğu bilinmeyen bir karambolda sürüp gidiyorsa erkek ve kadın istedikleri kadar güçlü ve güzel olsunlar frekanslar tutmaz, televizyonunuz karlanmaya başlar. Radyonuz parazit yapar. En azından bazı televizyonlara düğmesine basarsanız bir ısınma süresinin sonucunda görüntü verir. Zamanında adam yeni bir radyo almış. Hiç durmadan düğmesini çevirerek istasyon arıyor. Tıpkı televizyonların zaplanması gibi. O kadar kendini kaptırmış ki bir gece uykusunda eli karısının memesinin ucunu yakalamış. Başlamış düğme diye çevirmeye. Ve bir süre sonra yarı uykulu ya bu radyonun sesi niye çıkmıyor diye. Kadın elbette fişi prize takmayı unuttun demiş. Elektrik bile böylesine kurallara bağlıysa, biz insanlar binlerce kurala bağlıyızdır. En önemlisi frekansı veren düğmeye basmayı bilmektir.
Soru: Öpüşmekten zevk almıyorum.
Yanıt: Üzerine gitme, dokunmaktan zevk almaya bak
Soru: Merhaba Haydar bey. Öncelikle size ve Posta Gazetesi'ne bizi bilgilendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ben 21 yaşında bir genç kızım. Benim sorunum öpüşmekten zevk almamak. Hiç ilişkiye girmedik. Erkek arkadaşımla öpüşürken ne zaman bitecek diye bekliyorum. Heyecan duymuyorum. Bu yüzden erkek arkadaşımla ayrıldık. Bana yardımcı olursanız sevinirim.
Yanıt: Sevgili okurum, bir kere deneme yapmışsın, yani bir çorba içmişsin tadını beğenmemişsin. Ama bir başka çorbanın tadı çok lezzetli gelebilir. Bunu bilemeyiz. İkincisi öpüşmekten zevk alamıyorsan öpüşmenin üzerine gitme, dokunmaktan zevk almaya bak. Arkadaşın senin eline, boynuna, yanaklarına bir yerlerine usulune uygun yerlerine dokunsun. Bir de o sınavdan geç. Ama burada önemli olan halkın ten uyumu dediği, yani psikolojik etkilenmenin olup olmadığıdır. Ama asla elektrik almadığın biriyle evlenme. Yaş olarak çok küçük sayılmazsın. Peki ben sana öpüşmekten zevk almanı nasıl öğretebilirim? Öpüşme teknikleri adlı bir kitap yok ki. Bunu ezberle ve kendine uygun olanı seç. Yani vitrinden ayakkabı seçer gibi. Diyelim ki kendini çok beğeniyorsan aynada kendini öperek duygularını geliştir desem Tanrı korusun lezbiyen olur çıkarsın. Acaba erkek arkadaşının dişleri temiz miydi? Seni hazırlamadan mı dudaklarına saldırıyordu her neyse. Sevgiliyi öpmenin yanında sevdiklerini yani kardeşini, anneni varsa herhangi sevimli bir şeyi öperek duygusal zevke dudaklarını alıştır. Değerli okurum, titreşim gelsin dudaklarından titreşim gelsin. Gerisi kolay.
Soru: Sevgilim ağzıma boşaldı, hamile olabilir miyim?
Yanıt: Aman akıl sağlığını korumaya bak
Soru: İyi günler Haydar bey. Köşenizde bize yararlı bilgiler verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Geçtiğimiz günlerde sevgilimle birlikte olduk. Ancak ben şimdi çok korkuyorum. Çünkü sevişirken sevgilim ağzıma boşaldı. Hamile kalmış olabilir miyim?
Ne olur bana cevap verin.
Şimdiden çok teşekkür ederim.
Yanıt: Sevgili okurum, sözünü ettiğin tekniğin adı oral seks. Spermler, ağızdan mideye inecekler. Mide onların zaten canına okur. Dünyaya geldiklerine, sperm olduklarına bin kere pişman eder. Zavallı spermler mide asidinde erir giderler. Hadi diyelim her zaman olduğu gibi bir tanesi şanslı çıktı. Bu kimyasal saldırıdan kurtuldu. Aynı olay bu kez bağırsaklarda başına gelecek. Şanslı sperm oradan da kurtuldu diyelim. Zaten bizim sperm koç gibi maşallah. Anüsten dışarı çıkacak. Dışarı çıkacak ama gideceği yer çok ama çok kötü. Gideceği yeri hiç beğenmeyecek. Hemen tornistan yapıp komşusuna, bir mağaraya sığınacak. Bu mağara dediğim yer kadının vajinası. Oradan yoluna devam edecek. Yumurtayı bulacak, sen de gebe kalacaksın. Değerli okurum, hayal gücümüzü bu kadar kullanırken bile düşünceleriniz beni şizofren bir dünyaya soktu. Yaptığın kurgu, karşımıza bir akıl hastanesi bulgusu gibi çıkıyor. Akıl hastalığı öyle hop diye gelip insanın beynine oturmaz. Önce ruh sağlığı bozulur, sonra akıl. Değerli yavrum, aman akıl sağlığını korumaya bak. Biraz bilgilen, en azından hayvanlara bak, onları gözlemle. Çünkü seni sonunda kocanı mutlu edecek bir kadın ve çocuklarına anne olmaya çalışacaksın. Değerli okurum, tabii ki sizin sorduğunuzun gerçek olması mümkün değil. Çünkü bir kadını hamile kalmak için partneriyle korunmasız olarak birlikte olmalıdır. Hamilelik için erkeğin spermlerinden birinin, uygun durumdaki kadın yumurtasını döllemesi gerekir. Bunun için meninin, kadın cinsel organına boşalması lazımdır. Ancak spermlerin kadın yumurtasına ulaşması için mutlaka penisin vajinanın içine boşalması şart değildir. Eğer vajinanın ağzına boşalırsa, spermler içeri girebilir ve gebelik oluşabilir.
Soru: Erken boşalma ileride sıkıntı yaratır mı?
Yanıt: İç sterisi yaratma, adrenalinini azalt
Soru: Merhaba Haydar bey. Benim bir sorunum var. Cevap yazarsanız çok sevinirim. Ben 20 yaşında bir erkeğim. Bu yaşıma kadar sayısız ilişkide bulundum. İlk zamanlarda 30 dakika süren ilişkimiz bir yıl öncesine kadar saniyelere indi. Nedenini bilmiyorum ama aşırı hayvani duygulardan olduğunu düşünüyorum. İlişki anında bir musluk gibi hemen boşalıyorum. Bundan ben de partnerim de huzursuz oluyoruz. Hocam bize ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz. Bir de biz ilerleyen yıllarda evlenmeyi düşünüyoruz. Bu herhangi bir sıkıntıya yol açar mı? Cevabınızı bekliyoruz.
Yanıt: Değerli okurum, bazı deyimlerini beğenmedim. Ne demek hayvani duygular? Duyguların en yücesi aşktır. Aşkın önü birliktelik ve çocuktur. Bu nedenle insanoğlunun en yüce duygusudur. Gelelim senin deyiminle tak diye musluğun boşalmasına. Yani birdenbire kendini musluk tamircisi olarak gördün. Ama merak etme, onu tamir ediyorum. Olayın son derece basit. Bahsettiğin erken boşalma Türkiye'de neredeyse erkeklerin yüzde 50'sinde görülen bir problemdir. Erkeklerde görülen erken boşalma sorunun var. Bunu da çözeriz yavrum. Seni yeniden eski mutlu günlerine kavuşturabilirim. Ama senden ricam olaya başlarken 'Acaba gene mi erken boşalacağım?' diye iç stresini yaratma, adrenalinin salgını azalt. Belki tek başına bu bile, olayın çözümü olacak. Bir ihtimal birleşme sırasında sırtından ter de boşalıyordur. Bu da bir alarm işaretidir.
Soru: İlişkiye girdim, kızlığım bozuldu mu?
Yanıt: Şimdilik yapacağın şey, dertlenmemek
Soru: 18 yaşındayım. Bir hafta önce erkek arkadaşımla ilişkiye girdim ve benden kan geldi.
Yataktan kalktığımda üzerinde kan vardı. Acaba kızlığım bozulmuş mudur? Hamile olma durumum var mıdır? Lütfen bana yardımcı olun Haydar bey. Eğer kızlığım bozulduysa ne yapmam gerekiyor?
Yanıt: Değerli okurum, düz bir mantıkla sence bu kan nereden gelmiştir. İlişkiye girdin kanadı. Kızlık zarı kimilerine göre zedelendi, doktorlara göre de bozuldu. Bir de bunun üzerine "Hamile kaldım mı?" diye soruyorsun. Bunu 15 gün sonra yapılacak bir testle öğrenebilirsin. Kızlığın bozulduysa bilgi anlamında ben, senin elinden tutup bir kadın-doğum uzmanının önüne yatıramam. Çünkü sizler de biliyorsunuz ki kızlık zarı yırtılmışsa yapılacak şey diktirmektir. Bu da evlendiğinizde gerdek gecesinden bir-iki gün önce yapılması gereken bir operasyondur. Yani kolay değildir. 'Zar yırtılsın, diktir kızım. Kürtaj olun, zarı yamatın!' gibilerden akıl vermeler hekimlik etiğine yakışmıyor. Ama siz isterseniz yapan bir kadın doğum uzmanı doktor da bulursanız bunun prosedörü ve alışverişi, sebep ve sonuçlarını göğüslemek koşuluyla sizleri ilgilendirir. Şimdilik yapacağın şey fazla dertlenmemek. Biraz daha büyü bakalım. Evlilik müjdesi kapını çaldığında sen de ön hazırlıklarını yapmaya başlarsın.
Dr. Haydar Dümen'in 15 aydır Posta Gazetesi'nde yayımlanan köşesinden derlenmiştir
19:54 | Etiketler: haydar dümen | 0 Comments
The best of Haydar DÜMEN (3)
| |
Soru: Penis, ayakkabı numarasının yarısı mı?
Yanıt: Geleceğinizi bu düşüncelerle tüketmeyin
Soru: Sevgili Haydar abi. Biz ortaokul son sınıf öğrencisi
beş kızız. Bizi bu konularda bilinçlendirdiğiniz için
teşekkür ederiz. Bir şey sormak istiyoruz size. Bir erkeğin penisinin uzunluğunun ayakkabı numarasının yarısıyla eşdeğer olduğu söylentileri
var. Bu doğru mudur?
Yanıt: Sevgili kızlarım. Mektubunuzu okurken bir hayli güldüm. Önce olayı biraz karikatürize edelim. Diyelim ki eve kız istemeye bir damat geldi. Çıkardığı ayakkabıları ona çaktırmadan biri ayakkabı numarasına baktı. Genellikle bu numarayı gören eyvah diyecektir. Çünkü erkek ayakkabıların en küçüğü 40 numara.
45 ise ne yapacağız. Belki siz ayakkabı numarasını değil ayağın boyunu soruyor ya da düşünüyor olabilirsiniz. Bir biçimde ayaklarına çaktırmadan baktığınız eh olsa olsa olsa 20 cm. O zamanda vah vah mı diyeceksiniz? Değerli okurum ve değerli okurlarım. Eller gitti aya biz hâlâ yaya. Benim duyduğum daha niceleri var. Erkeklerde burun kadınlarda ağız ölçülerinin neyi anımsattığı ya da neye eşdeğer olduğu, erkeklerdeki ellerin ve parmaklarının uzunluğu neye uyduğu. Cinselliğin akıllarda neredeyse her şeyi belirli bir şey anımsatması hepimizin farkında olmadan cinsellik denizde kulaç attığımızı gösteriyor. Sevgili kızlarımız ortaokul son sınıftasınız. Daha önünüzde uzun yıllarınız var. Bu tür işlerle uğraşmayın.
Soru: Arkadaşım korunmuyor, ben kısır mıyım?
Yanıt: Kupa asını bulmak kolay değil
Soru: Sevgili Haydar Dümen, ben 18 yaşındayım. 22 yaşında bir kız arkadaşım var. Bir senedir çıkıyoruz ve ilişkiye giriyoruz. Ancak kız arkadaşım hiç korunmuyor. Birkaç kere korunması için zorladım ama korunmak istemiyor. Anlamadığım şu: Haftada üç-dört kez ilişkiye girmemize rağmen hamile falan kalmıyor. Ben de bu sefer kendimden şüphelenmeye başladım. İçimde bir korku var. Acaba ben kısır mıyım? Çünkü televizyon ve gazetelerde görüyorum. Bir kere ilişkiye giriyorlar ve kız hamile kalıyor. Acaba bende mi bir sorun var? Kısır olup olmadığımı nasıl öğrenebilirim? Beni aydınlatırsanız çok sevinirim. Saygılar.
Yanıt: Sevgili yavrum, Türkiye bugünlerde bayağı bu konularda yol almış durumda. Ekonomi, sanayi, ihracat, IMF sanki biraz olumsuzluk sinyalleri veriyor gibi ama cinsellikte tam tersi. Süper gelişim sinyalleri alıyoruz. Zaten böyledir. Türk milleti olarak olumsuzluklarda en başı tutarız. Bakıyorum da 15-18 yaş arası gençler şakır şakır faaliyetteler. Bir açıdan göz yumalım ama bir başka açı da kızların gebe kalması ve istenmeyen bir çocuğun doğması. Kız arkadaşının gebe kalmaması senin şansın. Yani gebe kalsaydı da dokuz ay sonra kucağına çocuk mu verseydi? Sen de 18 yaşında bir baba olarak oğlunla parkta oyun oynamaya giderdin. Sen de bir bakıma çocuksun. Oğlun salıncakta sallanırken sen de topa bir- iki tekme atardın. Hadi bunlar bir yana oğlun da senin gibi hızlı çıkıp 18 yaşında evlenmeye kalkarsa kız istemeye gittinizde sen 36 yaşında olacaksın. 36 yaş birçok genç kızın favori yaşıdır. Kapıdan içeriye girdiğinizde kız ilk defa sizi gördüğünde şöyle bir bakıp içinden sizin için "İnşallah beni isteyecek adam budur" diye düşünebilir. İşte o zaman oyun kağıtları karışır. Kupa asını bulmak her zaman kolay değildir. Değerli okurum, otur oturduğun yerde. Başına bir devlet kuşu konmuş.
Onu kaçırma. Evlendiğinden 25-30 yaşına geldiğinde gider bir sperm sayımı yaptırırsın.
Soru: Gerdekte kan gelmezse ne yapmalıyım?
Yanıt: Senin fikrinde kan var ama pratiği zor
Soru: Merhaba Haydar hocam. Ben 20 yaşında bir gencim. Güzel bir kızı seviyorum. Kız 17 yaşında ama iki yıl önce ailevi sorunlar yüzünden gizlice iman nikâhı ile evlenmiş ve cinsel ilişkiye girmişler. Bir müddet sonra kavga edip ayrılmışlar. Ben de onu çok seviyorum. Zaten beni ilgilendiren içi, dışı değil. Zaten bu da nikâhla yapılmış. "Kızlık zarı bozulmuşsa kan gelmez" deniyor. Gerdek gecesi de ailem kanlı çarşaf isteyecektir. Annemin üzülmesini istemem. Gerdek gecesi kan gelmeyeceğine göre ne yapmalıyım? Lütfen bir yol gösterin. Düğünden önce bir tüp kan alıp gece çarşafa dökmek geliyor aklıma. Fikrim güzelse ne kadar ve neresine dökmeliyim?
Yanıt: Değerli okurum, her nedense güvercin kanı bu konuda çok konuşulur. Ama hep tavuklar kurban edilir. Kan da genellikle pıhtılaşır. Bazı çiftler kendi bedenlerini keserek kan elde ederler. Kül yutmayan ailelerde ertesi gün kadını bir bahaneyle hamama götürürler, kız olanların farkında değildir. Erkekte de benzer el, ayak kesikleri var mı dikkat edilir (Bunlar benim yaşamış ve tanık olduğum olaylar). İş bununla da kalmaz. Cinin cini aileler kanın rengini iyi bilirler. O kan biraz sulanmış, biraz saydamlaşmış pembeye çalan bir renktir. Kanlı çarşafı ben göreceğim diyen babaları biliyorum. Çünkü kararı baba verecek. Fikrine gelince; fikir güzel ama uygulaması zor. Aklıma bir akıl hastası fıkrası geldi. Bir akıl hastası arkadaşına bir roman yazdığını söylüyor. Koynundan çıkarıp romanı veriyor. Arkadaşı iki-üç gün okuduktan sonra "Romanın iyi ama, kişiler çok, konu yok" diyor. Hangisi haklı, danışmak için başhekimin odasına gidiyorlar. Başhekim "Şu romanı ben de göreyim" diyor. Adam giysinin altından çıkarınca başhekim koltuğundan fırlıyor "Hay Allah, kahretsin 15 gündür telefon rehberimi arıyordum" diyor. Değerli okurum, senin fikrinde de kan var da pratiği zor. O kan pıhtılaşabilir, sevgili eşinin neresine dökeceğini müsaade et de ben söylemeyeyim. Ama başına, göğsüne, göbeğine! filan dökme. En uygun belden aşağısıdır. Hadi gerisini bana söyletme. Nereye dökersen dök.
Soru: Ağzıma boşaldı, hamile kalır mıyım?
Yanıt: Kimse size bir şey öğretmiyor
Soru: 19 yaşında bir genç kızım.
Regl halindeyken erkek arkadaşım ağız yoluyla içime boşaldı. Bir sorun olur mu? Örneğin hamilelik gibi merak ediyorum.
Yanıt: Sevgili okurum, insanlar kendilerini ifade ederlerken düşüncelerini kâğıda geçiriyorlar ama olayın gerçek sözcüklerini bulmakta zorlandıklarından ya da buna gerek duymadıklarından nasıl olsa, karşı taraf anlar diye birkaç kelime yazıp gönderiyorlar. Ben bu bilmeceyi şöyle çözdüm. Ağız yoluyla boşalmayı meslek hayatımda ilk kez duyuyorum. Sanıyorum arkadaşın vajinanın girişine boşaldı. Ağız dediğin yer orası olmalı! Regl halindeyken olmuş bu olay, bu nedenle gebelik söz konusu değil, ama bir başka şey söz konusu. Artık 19 yaşındaki bir genç kız, anne adayı olduğunda bu konularda bilgileri en azından okulda öğrenmeli, bu öğretilenler halkın anladığı anlamda seks değil, ama genç kızlarımız regl kanının ne olduğunu, ayda bir niçin kanadıklarını, doğanın buna neden gerek gördüğünü bilirlerse, kendilerine annelik kavramına saygıları artar, böylece yaratılışa da. Öte yandan hangi zamanda ve şartlarda gebe kalınabileceği de bırakın cinsel eğitim derslerini, biyoloji derslerinden erkeğe de kıza da öğretilebilir. Bu sözcüğümü de geri alıyorum, birkaç kelimeyle söylenebilir. Genç kızlar, gebelik riski olan günleri bilirlerse, hem sosyal yaşamlarından hem de evlilikte bir ilişki, bir gebelik gibi formülün korkusundan kurtulurlar. Öyle ya genç kız evlenmiş, aynı ay gebe kalmış, dokuz ay sonra çocuğu kucağına almış, anne oldu ama evliliğin öteki oluşum koşulları nerede?
Bu öğretiler doğacak çocuğun sağlığı, kadının ruhunun, etinin kemiğinin korunmasına kadar geniş bir yelpaze içinde yer alır.
Kimse fazla bir şey bilmiyor ama kimse de sizlere ne aileniz, ne eğitiminiz hiçbir şey öğretmiyor. Olan sizlere oluyor.
Soru: Cinsel ilişkiye doyamıyorum, bir kadına ihtiyacım var...
Yanıt: İki seksomanyağı bir araya getirsem benim adım neye çıkar?
Soru: Merhaba Haydar bey. Öncelikle sonsuz saygılarımı ve hürmetlerimi sunarım. Yazılarınızı beğeniyle okuyor ve takip ediyorum. Bizleri aydınlattığınız için de çok teşekkür ediyorum. Ayrıca yurtdışında olduğum için oradaki insanların size hayran olduğunu gördüm. Benim büyük bir sorunum var: Bunu anlatmaya utanıyorum ama beni bağışlayacağınızı düşünerek özür diliyorum. Ben evliyim ama şu anda yalnız yaşıyorum. Çünkü seks hayatına doyamıyorum. Bugünlerde Türkiye'deyim, bu hastalıklardan dolayı hiçbir kadınla ilişkiye giremiyorum ve çok zor durumdayım. Bu yüzden geceleri uyuyamıyorum. Bir kadına ihtiyacım var. Sizce istediğimi bulabilir miyim? Hiçbir kadınla arkadaş olamıyorum, çünkü çok utanıyorum. Bu konuda çok doyumsuzum, sabahlara kadar seks yapsam da doymuyorum. Yardımınıza çok ihtiyacım var. Beni bu konuda aydınlatırsanız çok sevinirim. Sizce ne yapmalıyım? Bu konuda bana yardımcı olursanız çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Rumuz: Altyapı boyası
Yanıt: Değerli okurum, halkın anlayacağı dilde bir seks manisi içindesin. Yani seks taşkınlığı. Buna seksomanyakta denilebilir. Zaman zaman senin durumunda insanlar ve sen dahil şöyle bir beklentiniz var. "Sekse doyamayan bir kadın varsa benim gibi birilerini arıyorsa aracı olursanız iki tarafta mutlu olur" gibilerden. Bunun için adeta dil döküyorsunuz. Bu mektubundaki koku da böyle. İyi ama iki seksomanyağı yan yana getirmiş olsak benim adım neye çıkar?
Kaldı ki ya böyle bir kadın vardı. Al telefonunu desem kadının ailesi tarafından büyük tepkiler ortaya çıkar. Karnın aç, paran yoksa su içmesini öğren. Çünkü su bedava. Atalarımız "İki su, bir ekmek yerine geçer" demiş. Paran yoksa, su içmesini öğren. Yani kadınlarla ilişki kurmakta yeteneğin
ve cesaretin yoksa o su içme örneğinde ne demek istediğimi acaba anladın mı?
Yavrum, yalnız yaşıyorsun, yatak odası senin. Ama kadın da yoksa ister uyu, ister sabaha kadar yatakta dans et. Senin bileceğin iş. Ben bu mektubunu okumamış ve duymamış olayım. Yoksa kalbini kırarım.
Soru: Acı biber penisi büyütür mü?
Yanıt: Anüse kaçarsa her tarafın şişer
Soru: Benim penisim dokuz santim.
Seks shoplarda satılan vakumlardan kullanırsam veya pul biber sürersem büyür, diyorlar Acaba bu doğru mu?
Yanıt: Sevgili yavrum. Şu vakum olaylarından 30 yıldır benim de başım ağrıyor. Her önüne gelen bunu soruyor Yahu vakumla büyüse Türkiye'de her erkeğin ya da gencin yatak odasında bu vakum asılı durur. Bu bir şarlatanlık. Dünkü sayfamızda akademisyen arkadaşımız Teoman Kadıoğlu da bu konuyu derinlemesine yazdı. Biz gelelim pulbiber işine. Çocuğum biberler türlü türlüdür. Toz biber, yeşil biber, çarliston, acı biber, süs biberleri pintos. Her biberin bir özelliği vardır. İçleri vitamin doludur. Yedikçe enerjin artar, bundan çeşitli organların kendine yararlı olanı alır. Ama pulbiber müthiştir. Aman Allahım o ne acılık. Adamı öyle bir zıplatır ki bu zıplamalardan kan dolaşımın artar, bir yerlerin kabarır, şişer. Sakın bunu penisin büyümesi anlamında algılama. Kazara birkaç tanesi de anüse doğru kaçarsa yavrum her tarafın şişer, o zaman felaket başlar. Gel bundan vazgeç. Onu çiğ köftecilere bırak. Sen de bu 9 santimi kafana takma. O görevini yüzünü karartmadan yerine getirir. Bundan emin ol. Uzmanın konuşuyor!
Soru: İçe boşalmazsa kızlık bozulmaz mı?
Yanıt: Erkek arkadaşın ya kurnaz ya da çok cahil
Soru: Sayın Haydar bey, Ben 26 yaşında bir kızım. Erkek arkadaşım içine boşalmadığım sürece kızlık zarın bozulmaz diyor. Prezervatif ile beraber olacağımızı söylüyor. Yani penisinin hemen hemen yarısına kadar vajinama girmeyi düşünüyor. Fakat ben bu iddiaya inanmıyorum. Bu yüzden onunla cinsel ilişkiye girmiyorum. Ama erkek arkadaşım bu konuda çok emin davranıyor. Haydar hocam siz bu konuda ne dersiniz?
Yanıt: Sevgili okurum, erkek arkadaşın ya çok kurnaz biri ya da çok cahil. Kızlık zarı bir kale surları gibi spermlerin bombardımanıyla bozulacak ve yıkılacak bir şey değil ki. Kızlık zarının bozulması için vajinaya kızlık zarının esnekliğinden daha kalın bir cismin girmesi gerekiyor. Arkadaşının istediği bu birleşmeyi gerçekleştirirken size daha dürüst daha sevecen ve daha inandırıcı yaklaşsa tam bir delikanlı davranışı olurdu. Ve bu birleşmeden çıkabilecek sonuçları da seninle paylaşması gerekirdi. Prezervatif sadece gebeliği önler.
Bu yüzden sen haklısın. Kararı sen vereceksin. Ya zara ya da arkadaşına veda edeceksin.
Ya da arkadaşını öteki şartlarda yerinde ve yolunda ise nikâh masasına oturtacaksın.
Ne yapalım toplum böyle diyor. Anne-babalar da böyle diyor. Bu ülkenin bilim adamı olarak da ben de senin için de böyle diyorum.
Soru: Acı çekiyorum, ne yapayım?
Yanıt: Partnerini değiştir ya da teknik için doktora git
Soru: Merhaba hocam, ben üniversite öğrencisi bir genç kızım. Şu ana kadar beş erkekle beraber oldum. İlk birlikte olduklarımda her şey yolundaydı yalnız son erkek arkadaşımın penisi biraz büyük olduğu için her sevişmemizde çok acı duyuyorum. Ne yapmalıyım? Lütfen bana yardım edin. Rumuz: Ayşenur
Yanıt: Değerli okurum, doktorların da elinin ayağının bağlandığı noktalar olur. Partnerinizi seviyorsunuz mutlusunuz ama penisi büyükmüş. Onu da biz küçültemiyoruz. A: Derhal partnerini terk et yeni birisi bul. B: Teknik öğrenmek bakımından doktora gidebilirsiniz. Sorun acıysa bu halledilebilir. C: Olayı olduğu gibi kabullenir. Zamanla alışırım dersiniz. Bana sorarsınız B şıkkını kullanın. O acıları yok edelim ki rahat keyifli bir birliktelik yaşayın.
Dr. Haydar Dümen'in 15 aydır Posta Gazetesi'nde yayımlanan köşesinden derlenmiştir
19:51 | Etiketler: haydar dümen | 0 Comments
The best of Haydar DÜMEN (2)
Birçok erkek eşiyle birlikte her gün birleşir. Bu durumda, bu mantığınızla çocuklar yediz mi olacak?
Soru: Merhaba size şunu sormak istiyorum. Eşimle haftada iki veya üç kez seviştiğimizde çocukların ikiz ya da üçüz olma ihtimali artıyor mu?
Yanıt: Sevgili okurum. Birçok erkek eşiyle birlikte her gün birleşme yapar. Bu durumda bu mantığınızla çocuklar yediz mi olacak? Biraz kitap oku, bilgilen, sonra evliliğe adımını at.
Soru: Kızlık zarı yanlışlıkla yırtılır mı?
Yanıt: Hayır, bas bas bağırır, ağlar
Soru: Ben 18 yaşında bir genç kızım. Erkek arkadaşımla yüzeysel ilişkim oldu. Ben kızlık zarımın yanlışlıkla bozulmasından şüpheleniyorum.
Şu ana kadar hiç kanamam olmadı.
Ama kanama olmadan da bozuluyor diye duydum. Lütfen cevap yazın.
Yanıt: Sevgili kızım kızlık zarı yanlışlıkla bozulmaz. Bozulduğu anda "Ben bozuldum" diye haber verir. Yani bas bas bağırır, ağlar. Onun gözyaşları iki damla kandır. Ağlamadığına ve bağırmadığına göre kızsınız. Bunu kafanıza takmayın.
Soru: Pantolonuna boşaldım hamile mi?
Yanıt: Öyle spermi henüz Tanrı yaratmadı
Soru: Merhaba, size bir sorum olacak. üç gün önce sözlümle seviştim. Üzerimde giysi yoktu. Onun üzerinde blucin vardı. Ben dayamayarak pantolonun cinsel organına yakın bir yere boşaldım. Sözlüm ve ben hamile kaldığından şüpheleniyoruz. İki günden beri de midesi bulanıyor. Cevabınızı bekliyorum.
Yanıt: Sevgili okurum. Pantolondan ya da bezlerden içeri geçebilecek bir spermi Tanrı henüz yaratmadı. Spermler Amerikalıların icat ettiği beton delen füzeler gibi bir şeyleri delip geçemiyor. Spermler kendilerine uygun vajina kanalında ve ondan sonra rahim içinde döllenme borularında asfalt yolda gider gibi kayar giderler. Bunun için hiç üzülmeyin. Eşin ne hamile kaldı bu durumlarda ne de hamile kalabilir.
Soru: Karımdan çekiniyorum, daha heyecanlı nasıl olur?
Yanıt: Böyle erkeği de ben anlamakta güçlük çekiyorum
Soru: Sayın hocam, ben 25 yaşında, bir yıllık evli bir erkeğim. Bir yıl içinde karımdan çekindiğimden dolayı onunla yalnız birkaç kez ilişkiye girebildim. Ondan çekinmem yüzünden istediğim pozisyonlara giremiyorum. Karım bana artık çok soğuk davranıyor. İlişkimizi daha heyecanlı ve çekici hale getirmek için ne yapmalıyım? Tavsiyelerinizi bekliyorum.
Şimdiden teşekkürler! Rumuz: Fiko
Yanıt: Sevgili okurum. Karısından çekinen bir erkek! Nasıl bir şey anlamıyorum. Yani utanıyor musun?
Bu işi başaramam diye korkuyor musun? Yoksa aslında karını pek beğenmiyorsun ve sevmiyorsun da bu duygulara bir kılıf mı bulmaya çalışıyorsun? Yeni evli erkek senede 3-4 kere cinsel ilişkide bulunmuşsa elbette kadın hep soğuyacak ve kızacaktır. O içinden 'O zaman benimle niye evlendin?' diye soruyordur. Aynı soruyu ben de soruyorum. Niye evlendin? Çünkü evlilik evcilik oyunu değildir. İlişkinizi daha heyecanlı hale getirmen için oku, öğren, bazı fantezileri keşfet ama karın da aynı biçimde o fantezilere katılsın. Seni biraz heyecanlandırsın.
Soru: Beni cinsel ilişkiye zorluyor, ne yapmalıyım?
Yanıt: Kırmızı defterle belgelemeden olmaz
Soru: Benim erkek arkadaşım beni ilişkiye zorluyor ama ben istemiyorum. Ben daha 18 yaşındayım o ise 20 yaşında. Askerliğini bile yapmamış. Henüz dört aydır çıkıyoruz ve sözlendik. 'Sen benim karımsın' diyor. İstediğini yapmayınca 'Çocuk gibi davranıyorsun' diyor sonra kavga edip küsüyoruz. Haydar bey, ben ne yapmalıyım?
Yanıt: Değerli okurum, ne yapacaksın, yaptığını yapacaksın. Nikâhı kıymadan nereden sen onun karısı oluyormuşsun?
Üç gün sonra adam çekip giderse sana karım dediği manevi kolyeyi sen yaşamın boyunca çıkarıp atamazsın. Bunu erkeğine şöyle söyle: "Benim böyle zor ve hayatım boyunca üzerimde taşıyamaya gücümün yetmeyeceği bir kolyeye ihtiyacım yok. En iyisi sen bana bir yüzük tak. Sonra da o yüzüğü kırmızı kaplı defterde belgeleyelim. Bak ben sana nasıl kadınlık yapacağım. Feleğini şaşırtacağım". Biraz da kaçar gibi yap. Arkandan doludizgin koşacaktır. Bunlar laf değil, tecrübe konuşuyor, ona göre!
Soru: Aşırı istek öğretmenliğimi etkiler mi?
Yanıt: Aç gözlüsün, kendini disipline et, derslerine çalış
Soru: Haydar bey. Ben 19 yaşında bir gencim. Yazılarınızı devamlı takip ediyorum. Ben de sekse karşı aşırı bir ilgi var. Bu yüzden bunalımdayım. Öğretmenlik okuyorum. Acaba bu öğretmenlik hayatımı etkiler mi, çünkü bu sorun beni derslerimden soğutuyor. Bulunduğum ortamdan dolayı hep kızlarla iç içeyim. En samimi kız arkadaşıma karşı bile cinsel istek duyuyorum. Bir gün aynı evde kalırken onu yemek yaptığı sırada taciz ettim. O andan sonra bütün arkadaşlarım benimle ilişkisini kesti. Arkadaşsız kaldım, sosyal bir bunalım içindeyim. İnanın ki isteyerek yapmamıştım, kendime hâkim olamadım. Lütfen bana yardımcı olun. Şimdiden çok teşekkür ederim.
Yanıt: Sevgili okurum, önce kız arkadaşın geveze biriymiş. Biraz kendi gururunu tamir etmek için biraz da sen onun adını çıkarırsın diye o senden önce davranmış. Senin adını yaymış. Sen de herkese ilgi duyduğundan beyninde hayali harem kurmuşsun. Ama bunlardan bir tanesini baş kadın seçmek zorundasın. Yani bir sevgiliyi. Bu böyle olursa sen de, sevgin de, ilişkin de saygınlık kazanır. Öbür türlü hem güven vermezsin hem bir üzüm bağına girdiğinde her üzüm salkımından biraz salkım koparmak gibi açgözlü bir imaj senin kimliğini zedeler. Bana göre de biraz aç gözlüsün. Bu durumunu eğitmezsen ve disipline etmezsen evlendiğinde karının çekeceği var. Tabii ki mutluluğun bozulacak. Hadi yavrum derslerine iyi çalış.
Soru: Kadının orgazmında katı meni gelir mi?
Yanıt: Gelmez, arkadaşının kızlık zarı yırtılmış
Soru: Merhaba Haydar bey. Pazarlamacı olarak çalışan bir beyim. Nişanlımla bu yaz evleniyoruz. Ancak şu ana kadar tam bir birlikteliğimiz olmadı. Ancak sevişmelerimizde nişanlım orgazm oluyor. Boşalmayla orgazm olmayan bir kadın için farklı şeyler olduğunu söylüyor. Orgazm veya boşalma aynı şeyler midir? Orgazmda katı meni gelir mi? Bir sevişmemizde biraz ileri gittik ve nişanlımdan kan geldi ama penis tam içeriye girmedi. Kızlık zarı yırtılmış mıdır?
Cevabınız için çok teşekkür ederim.
Yanıt: Sevgili okurum, kadınların orgazm süresi birbirinden farklıdır. Kimisi uçar gibi olur kimisi taş gibi kasılır kalır. Kimi haykırır kimi de elinde olmadan ağlar.
Ama tümünün bir ortak yanı vardır. Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda meni türü gibi bir madde dışarı akmaz. Ayrıca niçin aksın ki? Erkekte ve kadında cinsellik çiftlerin birleşmeyi sağlayarak üremeye doğanın kurduğu bir tuzaktır. Doğa sanki: Tahtakale tezgâhtarları gibi bakın ne güzel mallarımız var, gelin, gelin der gibi allı güllü renkler ve zevkler sunar çiftlerin önüne. Amaç soyların sürmesidir. Bu yönden derin saygınlık içerir. Zaten arıların, böceklerin, çiçeklerin de yaptığı aynı şeydir. Koku ve renkleriyle arıyı çağırır. Ona ödül olarak bir miktar bal özü de verir. Aptal arı alacağını almıştır ama farkında olmadan çiçek soyunun devamını da sağlamıştır. Erkekte akan meni sırf bu amaca yönelik. Tohumu içeriye bırakmak için akar. Kadın ise o tohumu kapmak için içeride rahmin üzerinde döllenme borusunda yumurtayı hazır bekletir. Mucize orada gerçekleşir.
Bu nedenle kadında orgazm sırasında erkekteki bir sıvı aksaydı peki döllenme nerede olacaktı? Çarşaf üzerinde mi? Battaniye kıvrımlarının arasında mı? Birazcık yaratılışımızın hakkında hayvanlara, doğaya insanlara baksanız her şeyi en iyi biçimde öğrenirsiniz. Arkadaşının kızlık zarı yırtılmış. Sonraki birleşmede kanama olabilir de olmayabilir de.
Soru: Çığlıklarıma engel olamıyorum, ne yapmalıyım?
Yanıt: Adam hassas, dişlerinin arasına yorgan al
Soru: 28 yaşındayım ve beş ay önce kendimi hazır hissettiğim dönemde erkek arkadaşımla birlikte oldum. Onu seviyorum, cinsellikten zevk alıyorum ama orgazm olamıyorum. Nedeni ise tam doruğa ulaştığımda çığlık seslerim beni frenliyor. Erkek arkadaşım bundan rahatsız oluyor. Ancak ben bu sese engel olamıyorum. Bu güzellikten mahrum kalmak istemiyorum. Ne yapmam gerekiyor? Bana bu konuda bir çıkış yolu gösterirseniz çok sevinirim.
Yanıt: Değerli okurum, orgazm heyecanı kişiden kişiye farklıdır. Bir parça hareket, canlılık, ses ya da titreme olmasında yarar var. Çünkü bunlar erkeği motive eder. Bu tıpkı cep telefonunun titreşim yaparak sahibine "Ben çalışıyorum. Her şey yolunda" uyarısı yapması gibi. Ancak sizdeki gürültü sanırım tavan aşımı gibi, dorukları zorladığından belki de eşiniz bundan rahatsız olabilir. Öyle ya komşuların duymasını istemeyebilir.
Benim çok aydın, zeki, olgun ve eğitimli bir vajinusmus hastam vardı. İki yıldır birleşme sağlanmamıştı. Sık sık duyurduğum gibi vajinusmus olaylarını ben tek seansta yüzde 100 bitiriyorum. Bunda narkoz yok, dokunma yok, muayene yok, ev ödevleri vermek yok. Yukarıda sözünü ettiğim çiftin muayenehanede olayını çözümlediğimizde kadın yanımıza geldi. "Hocam şimdi beni üst kattaki komşum beklesin" dedi. Parmağını tavana doğru kaldırdı. "Geliyorum komşu. Bak ben sana neler yapacağım" diye konuştu. Memleketi İzmir'e esprili bir gönderme yaptı. Meğerse üst komşusu her gece cinsel birleşme yaptıklarında bunlar aşağıda hissediyorlarmış. Kimbilir onlar da mı sesliydi. Oysa karyola mı ritmik sesler çıkarıyordu bilemem. İki yıl cinsel birleşmeyi gerçekleştiremeyen kadını afakanlar basıyor. Onlar yapıyor ben niye yapamıyorum diye bir sinir küpüne dönmüş. Sanırım o da bir yöntem bularak üst kat komşusuyla yarışa girmiştir. Bana göre bizimkisi geçmiştir, yarışı kazanmıştır. Üsttekiler ne de olsa biraz yorulmuşdur. Değerli okurum. Çok gürültü yapma be yavrum. Adam hassas, dişlerinin arasına ya biraz yorgan al ya da önceden hazırladığın sargı bezini ısır. Ya da birleşmeden önce sakinleştirici ilaçlar al ki iyice gevşe. Ne kadar gevşesen de sen ses veren türden kadınlardansın. Doktorca fena bir şey değil ama kocanı ya kendi kulvarına çekeceksin ya da sen onun kulvarına geçeceksin. Şimdilik arasındaki çizgide koşmaya devam edin. Biraz senden, biraz ondan.
Soru: Eşim beni tatmin edemiyor, ne yapayım?
Yanıt: Eşini dinlemiyorsun, jet pilotu gibi uçuş derdindesin
Soru: Merhaba Haydar bey. Altı çocuk babası bir erkeğim. Eşimle haftada dört defa ilişkiye girmemize rağmen ben bir türlü doymuyorum. İçim içime sığmıyor. Her gün, her an, her saniye ilişkiye girmek istiyorum. Ama eşimde böyle bir istek yok. Ona kalsa ayda bir ya da iki defa olur. Eşimi çok seviyorum ama beni tatmin edemediği için dışarı çıkmaya mecbur kalıyorum. Onun bunu anlayıp benden nefret etmesinden de çok korkuyorum.
Ne olur bana yardımcı olun. Sizce ne yapmalıyım? Rumuz: Aman hoca
Yanıt: Değerli okurum, eşini seviyorum. Nasıl ki sevmem ki, altı çocuk doğurmuş, altı kere anne. Bir anne bile sevilir, anne olmak ne güzel, kutsal bir duygudur. Bu durumda ben eşini 6 kere anne olarak sevdim. Ama sevgim bitmedi, artıyor. Hiç olmazsa ayda iki kere bile olsa sana 'Evet' diyor. Sana "Adam, aklını başına topla. Oradan altı çocuk çıktı. Ben neler çektim. Duygularımı da kaybettim, fiziksel olarak da zarar gördüm. O çocukları ben büyütüyorum, yoruldum. Ama sen beni düşünmeden hâlâ bir jet pilotu gibi uçuş derdindesin. Allah sana çok güçlü bir motor vermiş, o da bana rastlamış. Ama bir gün o motorun benzininin tükenebileceğini hesap et. Akıl var, yakın var" dese. Değerli okurum, ben kadının bu mantığından da yanayım ve bu bakımdan da onu sevdim. Ama sana asla kızmıyorum. Belki de hafiften kıskanıyorum. Neden? Çünkü her erkek senin gibi olmak ister. Sakın azıp şımarma. İnsanların ölçüleri vardır. Haftada bir-iki senin yaşın için idealdir. Kadını zorlama. Dışarıdaki kadınların hepsi risk faktörüdür. Bu risk eve de taşınabileceği için, bu yazıyı okuyan bütün erkeklerin içini de gıcıklandığından onları da biraz teşvik ettiğinden hepinize 'Bir kuyudan ne kadar çok su çekersen ya da hiç su çekmezsen, kuyu kurur. Kuyunuz kurumasın, suyunuz bereketli olsun, ama huyunuz da berrak olsun lütfen. 'Aile mutluluğunuzu bulandırmayın' diyorum.
O su bulanırsa ürolog ürolog koşarsınız.
Dr. Haydar Dümen'in 15 aydır Posta Gazetesi'nde yayımlanan köşesinden derlenmiştir
19:48 | Etiketler: haydar dümen | 0 Comments