sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bel ağrısını yenmenin formülü

Yalnız değilsiniz dünya nüfusunun yüzde 85'i sizinle birlikte bel ağrısı çekiyor. Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Burcu Yanık bel ağrısından kurtulma önerileri veriyor.. Bel ağrısını yenmenin formülü


1. Harektesiz kalmayın: Vücut pozisyonunun sık sık değiştirilmesi, omurganın kemik ve yumuşak doku yapısının daha iyi beslenmesini sağlar; dolayısıyla vaktinden önce aşınıp yıpranmasını önler.

2. Sırtınızı ve belinizi dik tutun: Omurga için en rahat ve uygun olanı, bel ve sırtın düz durduğu pozisyondur.

3. Yerden bir şey alırken eğilmeyin, çömelin: Omurganın en zorlandığı pozisyonlardan biri; dizler gerginken, öne eğilerek yerden birşey almaktır.

4. Ağır cisimleri kaldırmayın: Hafif bir ağırlık kaldırılması bile belin alt bölgesindeki omurları zorlar. Sık sık bel ağrısından yakınanlar kesinlikle ağır yük taşımamalı.

5. Taşıyacağınız yükleri bölün: Ağırlıkları olabildiğince eşit parçalara bölün. Bir büyük bavul yerine, iki küçük bavul alın. Marketten aldıklarınızı iki eşit parçaya bölerek taşıyın.

6. Otururken sırtı düz tutun ve yaslanın: Omurgayı zorlamadan rahat oturabilmek için 3 nokta önemli. Beli ve sırtı dayayın, otururken dizleri kalça seviyesinden daha yükseğe, kolları ise koltuğun yanlarına koyun.

7. Ayakta dururken bacaklar gergin olmasın: Ayakta dururken; vücudu bir yere yaslayın, ayrıca bir basamak, bir yükselti bulun ve dönüşümlü olarak ayakları oraya koyarak, bacakları gevşetin.

8. Yatarken bacakları gergin tutmayın: Sırt üstü yatarken dizlerin altına konacak küçük bir yastık, rulo yapılmış battaniye veya çarşaf çok uygundur. Yatarken, bacakların arasına konacak yastık, omurganın düz durmasına yardım eder. Bu şekilde dizlerde korunmuş olur.

9. Spor yapın: Düzenli sportif çalışmalar, organizmayı formunda, omurgayı da esnek tutar. En uygun spor türleri; yüzme, yürüme ve bisiklettir.

10. Omurga kaslarını çalıştırın: İyi gelişmiş sırt, bel ve karın kasları omurgaya en büyük desteği sağlar.

Uyku kalitenizi yükseltmelisiniz

Geceleri yeteri kadar uyuyup, gerektiği kadar dinlenemiyorsanız uyku kalitenizi yükseltmeniz gerek. Uyku kalitenizi yükseltmelisiniz


Uykunuzu yeteri kadar aldığınızı bilmenize rağmen dinlendiğinizi hissedemiyorsanız uyku kalitenizi yükseltmeniz gerek. Geceleri uyuyacağınız ortamın fiziksel şartlarını kişisel ihtiyaçlarınıza göre düzenlemeniz sizin için sağlıklı olur. Gürültüye karşı özel hassasiyetiniz varsa odanızda ses yalıtımı yaptırın.

ISI YÜKSELİR

Vücut ısınızı yükseltecek ılık veya sıcak bir banyonun ardından serince bir odada uyumak, uykuya dalmanızı kolaylaştırır. Odanın ışık düzeni, yatağın sertliği ve yastığın yüksekliği konusundaki tercihler de kişiden kişiye değişiyor.

ESKİMİŞ YATAK

Eskimş bir yatakta yatmak, herkesin uykusunun kalitesini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle ortası çukurlaşan ve telleri çıkan yatağınızı bir an önce yenilemelisiniz.

Sürekli skinny jean giymek mantar yapıyor!

Genç kızlara kötü haber! Giymekten çok hoşlandığınız ve bu sene yine moda olan skinny jean'ler'in vajinal soruna yol açtığını biliyor muydunuz? Cosmopolitan dergisi uyarıyor; her gün skinny giymekten kaçının!..

Her gün skinny giymekten kaçının!
Neden: Dar pantolonlar genital bölgedeki ısıyı yükseltir. Bu da vajinal mantar enfeksiyonuna yakalanma riskini artırır.
Çözüm: Pamuklu kumaştan yapılmış taytları tercih edebilirsiniz. Bunların içinde kendinizi çok iyi ve rahat hissedersiniz. Ayrıca pamuklu taytlarla sayesinde vücudunuz da hava alır. Skinny jean'lerinizi de arada giyebilirsiniz.

Islak mayoyla durmayın!
Neden: Havuz faslından sonra vajinal mantar oluşumu gerçekleşebilir. Burada sebep; sanılanın aksine havuzdan mantar bulaşması değil... Havuz suyundaki klor, genital bölgedeki yararlı bakterileri öldürerek enfeksiyon oluşumuna davetiye çıkarır. Deniz suyu ise havuz suyuna göre daha zararsızdır. Ancak yine de herhangi bir enfeksiyona yakalanmamak için dikkatli olmak gerekiyor.
Çözüm: Havuz sonrası genital bölgenin kuru kalması için ıslak mayo ve bikiniyle durmamak gerekiyor. Ayrıca klorlu sudan arınmak için havuz sonrası duş alınmalı...

Parfümlü ürünlerle temizlik yapmayın!
Neden: Genital bölgenin temizliği için normal sabun, parfümlü kozmetik ürünleri gibi tahrişe yol açabilecek temizlik ürünleri kullanmamaya özen gösterilmeli... Bunlar vajinanın PH dengesini bozarak, çeşitli sağlıksal poreblemlere neden olabilir.
Çözüm: Her kadının vajinasının farklı bir kokusu vardır. Bu koku rahatsız edici boyutlara ulaşıyorsa, sık sık çamaşır değiştirmek gerekir. Genital bölgede temizlik ürünleri kullanmak zorunda olanların bu bölge için özel üretilenleri tercih etmeliler. Sık sık duş almakta etkili bir çözüm olabilir.

Egzersiz sonrası duş almayı ihmal etmeyin!
Neden: Spor yaparken terlediğiniz için iç çamaşırınız da nemli olacaktır. Bu nemli ortam mantarların üremesine zemin hazırlar.
Çözüm: Spor sonrası hiç beklemeden duş almaya ve iyice kurulanmaya dikkat edilmeli. Ayrıca iç çamaşırları da değiştirilmeli.

Sentetik iç çamaşırından uzak durun!
Neden: Sentetik iç çamaşırları genital bölgenin doğal ısısını artırabilir. Ayrıca özellikle g-string çamaşırlar alerjiye ve kızarıklıkların oluşmasına sebep olabilir.
Çözüm: Bunları engellemek için çamaşırlarınızın pamuklu kumaştan olmasına dikkat edin. G-string giymeyi istiyorsanız, pamuklu modelleri tercih edin.

Yumuşak yapılı sabunlar kullanmaya çalışın
Neden: Bikini bölgenizdeki tüyleri jiletle almayı düşünüyorsanız, tıraşı kolaylaştıracak yan ürünler kullanmayı bırakın. Çünkü jiletin kullanımını kolaylaştıracak bu ürünler, vajinaya bulaşabilir. Bu da o bölgedeki asit dengesinin bozulmasına ve vajinal mantar oluşumuna sebep olabilir.
Çözüm: Jilet yerine sir ağda kullanabilirsiniz. Ayrıca bu yöntemle tüyleriniz çok daha geç çıkacaktır. Ama mutlaka jilet kullanmak istiyorsanız, o zaman buna ek olarak yumuşak yapılı sabunlar kullanmak bir çözüm olabilir.

Migrene estetik cerrahiden tedavi

Mevsim değişikliklerini hepimiz öyle veya böyle, fiziksel ve psikolojik olarak yaşıyoruz.

Mevsim değişikliklerini hepimiz öyle veya böyle, fiziksel ve psikolojik olarak yaşıyoruz. Ama emin olun, bunu en şiddetli yaşayanlar migren hastaları. Bu yazıyı da onlar için kaleme almak istiyorum. Bilenler vardır mutlaka.

Ama bilmeyenlerin daha fazla sayıda olduğunun da farkındayım:

Amerikanın en önde gelen plastik cerrahlarından olan Dr.Bahman Guyuron'un geliştirdiği olan migrenin endoskopik cerrahi ile tedavisi ile migren hastaları yüzde 90 oranında iyileşiyor. Guyuron'un uyguladığı teknik ülkemizde de aralarında benim de yer aldığım hekimler tarafından uygulanıyor. Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Teoman Doğan, Mynet okurları için yazdı.

Bu yöntem ülkemize geldiğinden bu yana “güzelleştiren” veya “gençleştiren” migren tedavisi olarak tanınıyor.

Son yıllarda migren hastalığının alın ve ensede üç ayrı bölgede, deri altından bulunan ince sinirlerin sıkışması ile tetiklendiği fark edildi. Bu sinirler yüzeyde cilde ulaşmadan önce bir kasın içerisinden geçiyor ve bu kasın hareketleri ile migren ataklarını tetikleyebiliyorlar. Amerikan Plastik Cerrahi Derneği'de bu yeni tekniği bir bülten yayınlayarak ''Ağrı kesicilere veda edin, yapılan çalışmaya göre cerrahi tedavi ile migrene bağlı baş ağrılarını büyük oranda azaltmak hatta tamamen tedavi etmek mümkün'başlığı ile duyurdu.

Söz konusu teknik alın gençleştirme tekniği olarak kullanılan endoskopik cerrahinin migren ağrılarını gidermede etkili olduğunun tesadüfen bulunmasıyla ortaya çıkmıştır. Ben bu tekniği Dr. Bahman Guyuron'un yanında öğrendim. Migren cerrahisi endoskopik alın germe ameliyatında yaptıklarımızla çok benzerlik taşıyor. Migren ağrıları insanın yüzündeki duyu sinirlerinin birinin tetiklenmesiyle ortaya çıkıyor. Sinir bir anda beyne bir ileti yollayarak migren atağını başlatabiliyor.

Teknikte önce hastanın migren ataklarının hangi bölgelerden başladığı belirleniyor. Üç ayrı bölgeyi de bu açıdan değerlendirip yapılacak ameliyatı planlıyoruz. Endoskopik yöntem ile, yani ışıklı bir kamera ve çok ince aletler yardımı ile hem alın kırışıklıklarına sebep olan kasları, hem de tetikleyici olarak belirlediğimiz sinirin içinden geçtiği kası gevşetiyoruz.

Her şey endoskopik olarak içeriden yapıldığı için hem iz bırakacak kesiler yapılmamış oluyor hem de iyileşme süresi kısalıyor. Bu ameliyatın bir özelliği de aynı anda alın germe ve kaş kaldırma gibi estetik müdahalelerin uygulanabilmesi. Kısaca ameliyat sonrasında hem baş ağrısı ataklarında ciddi bir azalma sağlanabiliyor hem de alın bölgesindeki kırışıklıklar yok ediliyor ve kaşlar kaldırılıyor. Enseden başlayan migren tipleri için de o bölge içerisinde ki sinirler serbestleştiriliyor. Ameliyatın yaklaşık 1.5 - 2 saat sürüyor ve hastalar genellikle aynı gün eve çıkabiliyorlar.

Kimler İçin Uygun?

Kişinin herşeyden önce gerçekten migren hastası olması gerekiyor. Her baş ağrısının migren olmadığını unutmamak gerekiyor. Hastaların ameliyattan önce mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmeleri ve ameliyat sonrasında da destek almaya devam etmeleri gerekiyor. Daha sonra atakların nereden başladığını belirlemek gerekiyor. Bu genellikle hastalığın hikayesinden ortaya çıkıyor.

Ameliyatın Riskleri

Her ameliyatta olduğu gibi hematom, enfeksiyon gibi riskler bu ameliyatta da var. Ancak bu deri altında yapılan yüzeysel denebilecek bir girişim ve önemli bir sinir yada damar yaralanması gibi komplikasyonlar olma olasılığı çok düşük.
En büyük risk hastanın ameliyattan hiç fayda görmemesidir elbette. Alınan sonuçlar %90 larda olsa da ve bu kulağa çok yüksek gelse de %10 hastanın bu kadar fedakarlıktan sonra hiç bir fayda görmeyeceğini unutmamak gerekiyor.

Cildiniz doğal yolla ışıldasın

Sağlığın en önemli göstergesi cilt, dönem dönem belli sağlık sorunlarına yönelik belirtiler gösteriyor. Estetik açıdan ise kadınlar kadar son yıllarda erkekler tarafından da özen gösterilen cilt; zamana karşı da sarkma veya kırışıklıklarla mücadele veriyor. Uzmanlar; cildinizi hem içten hem de dıştan destekleyip korumak için bazı besin maddelerine ağırlık verilmesini, ebegümeci, ısırganotu yağı, üzüm çekirdeği, adaçayı ve naneyi öneriyor. Kan dolaşımını hızlandıran adaçayı, hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlarken; nane koyu yeşil rengiyle cilde enerji, canlılık ve yoğun bir ferahlık hissi veriyor. Ayrıca dokuların elastikiyetini kuvvetlendiriyor. Üzüm çekirdeği ise yaşlılık lekelerinin giderilmesini ve aynı zamanda kan damarlarının genişlemesini sağlıyor.

Posta gazetesi

Posta gazetesi

Kadında orgazm olamama

Kadınlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle "hiç orgazm olamama" ve "cinsel ilişkide orgazm olamama" şeklinde ayırmak gerekir.

Kadında orgazm olamama

Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun "yetersiz" olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin "yetersiz olduğunu" kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek "herşeyin normal gittiğini" düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.

Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir

Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir süre erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler.

Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.

Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler

Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.

Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir.

"Önsevişme döneminin" uzun tutulması: kadınlar için "önsevişme dönemi" çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek te bu mesajı alabilmelidir.

Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir.

Erojen bölgeler adı verilen bölgelerin kadın orgazmına katkısı ihmal edilmemelidir: Erojen bölgeler adını verdiğimiz bölgeler kadından kadına değişmekle beraber sıklıkla memeuçları, kulak arkaları, bacakların iç yüzleri kadının en erojen bölgeleridir. Kadın eşine önsevişme dönemi boyunca ve tüm ilişki boyunca erojen bölgelerinin dokunulmasından hoşlandığı mesajını verebilmeli, erkek te bu konuda duyarlı olmalıdır. Erojen bölgelerin uyarılmasının kadının ilişkiye daha hazır olmasının sağlanması yanında orgazm olmasını kolaylaştırıcı özellikleri olduğu unutulmamalıdır.

Bir kadın her ilişkide vajinal yoldan orgazm olamayabilir. Bazı kadınlar vajinal yoldan hiç orgazm olamazken, bazıları bazı ilişkilerde olurlar, diğerlerinde olamazlar. Vajinal orgazm öğrenilmesi gereken bir orgazm türüdür ve bir kadının defalarca ilişkide bulunmadan vajinal yoldan orgazm olabilmesi beklenmemelidir. Vajinal orgazm olunamadığında ilişkinin herhangi bir zamanında kadının direkt klitoris uyarısıyla orgazm olmasına imkan tanınabilir. Bu o kadar da anormal bir durum değildir.

"Penis boyu nevrozu (takıntısı)" terkedilmelidir. Vajinanın üst 2/3"lük bölümü embriyolojik gelişim açısından alt 1/3"lük bölümünden çok daha farklı bir bölgeden gelişmektedir. Bu nedenle bu iki bölgenin fizyolojik ve anatomik özellikleri birbirinden oldukça farklıdır. En bariz farklılık sinir liflerinin dağılımındadır. Alt 1/3"lük kısım zengin bir sinir ağına sahipken, üst 2/3"lük kısımda sinir lifleri nispeten daha azdır. Bu nedenle alt 1/3"lük kısım dokunma, ağrı gibi duyaranlara çok daha hassastır. Her zaman belirttiğim gibi penis uzunluğunun kadının "tatmin olmasıyla" hiçbir ilişkisi olamayacağıunın da göstergelerinden biridir bu. Penis zengin sinir lifleri içeriği nedeniyle en çok vajinanın alt 1/3"lük kımını uyarmaktadır.

Ben Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmam nedeniyle bu yazıyı daha çok kadının anatomik ve fizyolojik özellikleri üzerinde odaklaştırdım. Bazı okuyucular "erkeklerin de erojen bölgeleri yok mu, erkekler bu kadar mekanik varlıklar mı" gibi bir düşünceye kapılabilirler. Ancak konumuz ilişkiden alınan zevkin nitelikleri değil, kadının orgazm olamaması olduğundan bu konuya odaklandırıyorum ve bu nedenle de kadının yapısal özelliklerinin orgazm olmasına etkilerini erkeklerle arasındaki farkı vurgulayarak açıklamaya çalıştım.

Yukarıdaki önlemlerle orgazm olamama problemi giderilemediğinde yapılması gereken bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurmak ve genel bir jinekolojik muayeneden geçmektir. Her ne kadar kadında orgazm olamama nadiren jinekolojik bir nedene bağlı olsa da kural olarak ilk başvuru jinekolog olmalıdır.